More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  komplo teorileri komplo ...ProfileFriendsBlog Tools Explore the Spaces community

komplo teorileri komplo teorisyeni komplo ergenekon suikast amerikan rüyası vatkikan kutsal tas tarikatlar patrik büyük ortadoğu

komplo teorileri komplo teorisyeni komplo ergenekon suikast amerikan rüyası vatkikan kutsal tas tarikatlar patrik büyük ortadoğu projesi bop aksa jakobenler masonluk holding medyası kurtlar vadisi
3/27/2006

BuyukForum.Net

 

 

 

Dünyada ki 4000 dile 4000 devlet George Soros'un çoçuklarının amaçları TESEV TAYAD..... gerçekleri Soros'un Derneklerin de ki Pagan Sembolleri

 

YENİ KOMPLO TEORİLERİZ ARTIK FORUM SAYFAMIZDA

ÜYELİK ÇOK KOLAY ÜCRETSİZ


www.buyukforum.net  


 


teorilerin hepsi  komploteorisyeni@hotmail.com a aittir sitedeki tüm komplo teorilerini teorileri kaynak ve  adres  göstererek kullanınız

 26.Agustos.2005 cuma sitede yenilik olmayacak

4/15/2005

TARİKATLAR

 

Cumhuriyet tarihimiz büyük ve esaslı uygarlaşma atağı olarak başlamışken1940 lar dan sonra gerici dinci muhalefetle karşı karşıya getirildi.Küçük hesaplar peşindeki siyasi partiler,iktidar olmak veya içlerindeki Cumhuriyet ve Türklük düşmanlarının teşvikiyle siyasi partiler tarafından irticaya tavizler verilmiştir.Ticanilik,Nakşibendilik,Kadirilik,Rufailik güçlenmeye Nurculuk,Süleymancılık gibi yeni gruplar oluşmaya başlamıştır.1949 yılında Ticaniler Mustafa Kemal Atatürk’ün heykellerini kırmaya başlamış heykel puttur Laiklik dinsizliktir Hilafeti kaldıran Mustafa Kemal Atatürk mel’un dur.Türkçe ezan küfürdür diyen Ticani şeyhi Kemal Pilavoğlu 1951 yakalanıp hapse atıldıktan sonra bu tarikat ortalıktan çekilmiştir.Adnan Menderes 14 Haziran 1951 de ezanın Arapça okunmasını teklif etmiş CHP de buna muhalefet etmeyip kabul etmiştir Son 50 yıllık süreçte İslamın siyasal yaşamda,çıkar sağlama aracı olarak kullanılmasının üç önemli dönemi vardır.I. Dönem1950-1960 yılları,II. Dönem 1965-1980 arası,III. Dönem 12 Eylül 1980-28 Şubat 1997 arasıdır.Milli Şef denilen İsmet İnönü ile temelleri atıldı Adnan Menderes ile irtica  başladı.1945 yılında kurulan Demokrat Parti ile 1948'de kurulan Millet Partisi, programları  açıkça dinci kesimlere ışık yakmışlardır.1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisi,1946'da kurulan Sosyal Adalet Partisi 1946'da kurulan Arıtma Koruma Partisi.1947 yılında kurulan Türk Muhafazakar Partisi, o dönemde çoğu parti,adeta irticacıya taviz verme yarışına girmiştir.İsmet İnönü’nün CHP si 30 Mart 1950 de 19 türbenin açılmasına izin verir.Ancak 14 Mayıs 1950 de Demokrat Parti iktidara gelir görüldüğü gibi İsmet İnönü iktidar da kalabilmek için verdiği tavizler yetmemiş Adnan Menderes iktidara gelmiştir.İkinci Dünya savaşından sonra Rusya’nın savaş dan galip çıkmasıyla Türk milliyetçilerini vatan  haini ilan edip yargılayan İsmet  İnönü iktidarı kaptırmamak için Cumhuriyetin temellerine irtica dinamitlerini yerleştirmiştir.Adnan Menderes irticaının velinimeti haline gelmiştir DP millet vekillerine mecliste “Siz İsterseniz Hilafeti de Getirirsiniz” Cumhuriyete ve Türk Ordusuna kafa tutmaya başlamıştır “Ben İstersem Bu Orduyu Asteğmen ile Bile Yönetirim” demiştir.Şimdiki kürtçülüğün temellerine atan kürt saidi Emirdağ da sürgün de iken ziyaret etmiştir.İrtica Türkiye de yeniden hortlamıştır.12 Eylülden sora Turgut Özal ile temelinde kürtçü eğilimli Türkleri kimliksizleştirmeye ve bilinçsizleştirmeye yönelik dincilik devlet desteği almıştır.1922 yılında Mustafa Kemal Atatürk Konya’ya yaptığı ziyarette gittiği bir medresede mollanın biri medreselerin sayılarının artırılmasını ve medrese öğrencilerini askere alınmamasını ister kendisini tutamayan Mustafa Kemal Atatürk “ Ne o yoksa sizin medrese yunanlıları mağlup etmekten halkı zulümden kurtarmaktan daha mı değerlidir millet kan içinde yüzerken halkın  iyi çocukları cephede dövüşürken yurt için canlarını feda ederken siz burada genç delikanlıları besiye çekemezsiniz” Atatürk yurt topraklarının üçte ikisini kontrol eden mollalardan toprakları alıp asıl sahiplerine köylülere vermeye karar veririr.Tam bu sırada 13 Şubat 1925 de Şeyh Said isyanı başlar.Dini kökeni olmayan etnik kökeni olan şeriatçı dini ayaklanmadır denilip kürt gerçeğini gizlenmiştir.1922 de Albay Halit ve Yusuf Ziya kürdistan istiklal cemiyetini kurarlar ve ayaklanma tarihini 21 Mart 1925 olarak belirlerler kendi salaklıkları yüzünden isyan kimi bölgelerde erken başlar.İsyanları bastırmak için uğraşılırken İngiliz kuvvetleri Misak-ı Milli sınırları içinde bulunan Musul ve Kerkük’e yığınak yapıp ele geçirmiştir.Bu sırada kürt mücadelesini başlatan Saidi Nursi Nurculuk tarikatı palazlanmaya başlıyor.1877 yılında Bitlis’in Hizan İlçesi Nurs Köyünde doğup 24 Mart 1960 yılında 83 yaşında Urfa’da ölen gençliğinde kürt Said yada Saidi kürdi olarak anılan sonrasında da Nurs’lu olduğunu belli etmek için Saidi Nursi adını kullanmaya başlamıştır.Nakşibendi Tarikatında bulunmuş Van da Mısır da ki El Ezher İslam Fakültesi benzerini kurmak için çalışmıştır.Volkan Gazetesinde kürdistanın bağımsızlığı yolunda kışkırtıcı tahrik ve teşvik edici yazılar yazmış 31 Mart ayaklanmasına katılmış Milli Mücadelenin zor olduğu günlerde kürt teali cemiyetinin kurucuları arasında olup Milli Birlik ve beraberliği bozmak için elinden geleni yapmıştır.Darbeden sonra, bir gece gelinip mezarı  açılarak, tabutu başka sandukaya kondu.Diyarbakır’a götürülüp   uçakla Mersin-Kıbrıs istikametinde Akdeniz’in ortasına bırakıldı.Nurcuların ve kürtlerin çoğu,yinede gidip onun mezar yerini,makamıdır diye ziyaret etmeye devam ediyorlar.kürt Said de Konya'da Atatürk'e ricada bulunan molladan farklı düşünmüyor,gençleri askerden kurtarma konusunda, Nur Risaleleri'nin bir parçasını teşkil eden Lem'alar Risalesi'nde söyle diyordu “Risale-i Nur öyle değerli bir kitaptır ki,Kuran’ın onda yansıyan nurlarına hizmet etmek,askerlikten ve kutsal savaştan bile üstündür. Benim elimde fırsat ve param olsa, Risale-i Nur hizmetinde olan değerli kardeşlerimi askerlikten kurtarmak için,bin lira karşılığında bile olsa bedeli öder ve kurtarırım onları.” kürt Said'e göre, risaleler, askerlikten ve hatta kutsal savaştan bile üstündür.Said’i Nursi 1960'da öldüğü zaman risalelerin satışlarından gelen  para yüzünden şeyhin yerine geçme hususunda Nurcu elebaşları arasında mücadele ve bölünmeler oldu.kürt Said'in ölümünden sonra Nurcular,çeşitli sebeplerden dolayı kendi aralarında bölünmüşlerdir.Said'e olan inanç hepsinde de tartışmasız olarak mevcuttur. Bu inanç bir otorite seviyesinde olup, risaleler yine Kuran gibi kutsal mahiyettedir.Nurcular, her ne kadar Said'in sağlığında olduğu gibi,kendilerini siyasetten uzakmış gibi gösterip buna karşılık siyasete karışmışlar ise, Said'in ölümünden sonra da aynisi olmuş ve sürekli olarak siyasetin içinde bulunmuşlardır.Demokrat Parti'den sonra, Adalet Partisi, Millî Nizam Partisi ve Millî Selamet Partisi'ni desteklemişlerdir.Yakın yıllarda ise eğitim ve finans alanlarında yoğun faaliyet göstermektedirler.Bu eğitim ve finans faaliyeti ise sanki bir Iran devriminin işareti gibidir.Üstelik çoğu siyasi de oy ve maddi çıkar gibi bazı yollarla etki altına alınmaktadır..Türk-İslam sentezi arkasına gizlenmiştir.Fethullah Gülen ve müritleri, bu son dediğimiz gruptan olup, bir yandan Kürt Said'i baş hazret olarak alırken, bir yandan da Türk Milliyetçilerini saflarına çekmek için Türk-İslam sentezi kisvesiyle insanları aldatmaktadırlar.Nurcularin arasındaki ilk bölünme, Said'in ölümünden sonra ve Adalet Partisi'nin desteklenmesi sırasında meydana gelmiştir.Bir kısmi açıkça siyaset ve basın ile iç içe olmayı savunurken,diğer bir kişim ise bu faaliyeti kabul etmemişlerdir. Ancak bu kabul etmeyenler de siyasete bulaşmışlardır.Nurculukta,bu bölünmelerin dışında,ayrıca,İttihatçılar,Konseyciler,Aczmendiler gibi bölünmeler de meydana gelmiştir.İttihatçılar, Yeni Asya cemaatinden kopan diğer bir gruptur,bunlar tipik anlamıyla, klasik Nurculuğu savunanlardır.Bu kapsamda,Atatürk düşmanlığını ön plana çıkarmışlardır.Liberal sağ ile muhabbet içindekiler,bazı çıkarların da zorlamasıyla bu düşmanlığı açıktan yapmayıp,bu konuya da pek değinmek istemezler.Fethullah Gülen de bunlardan birisidir.Fethullah Gülen'in esrarlı bir şekilde bürokratik,parasal ve öğretim alanındaki yoğun faaliyetlerine karşılık,Nurculuk,yakın yıllarda  eylemci grubunu da ortaya çıkarmış bulunmaktadır.Her ne kadar bütün bu Nurcu gruplar ayrı ayrı gibi görünseler bile nihayetinde hepsi de ayni kaynağa dayalı olup,hepsi de ortak bir amaca doğru ilerlemektedir.Gülen, ilimli bir şekilde dinciliği yaygınlaştırıp,Nurculuğu benimsetmeye çalışırken,Nurculuk ayni zamanda eylemlerini de ortaya koymaya başlamıştır.1940'li yılların ticanilerini andıran bu Nurcu kol,Aczmendiler adıyla anılan cübbeli, asalı, uzun saçlı ve sakallı gruptur.Liderleri, ilkokul mezunu,Müslüm Gündüz adli kişidir.Gerek Gündüz ve gerekse müritleri, açıkça Nurcu olduklarını söylemektedirler.Fazla kalabalık olmamalarına karşılık, propaganda amacıyla ortaya çıktıklarında tamamı her yerden gelip eylem yerinde toplandıkları için sanki önemli bir güçmüş gibi bir görüntü yaratmaya çalışmaktadırlar.Halbuki bunlar topu topu300-400 kişilik bir cemaatten fazla değildir Ama ortaya çıkınca hepsi birlikte çıkmaktadır.Bu kalabalık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üç dakikada halledeceği basit bir meseledir,fakat nedense göründükleri yerde adeta bir hareket serbestliği tanınmaktadır.Bu da Nurculuğun devlete ne ölçüde tasınmış olduğunun belgesidir.Devlet çok ayaklanmalar görmüştür,ama yeter ki yerinde ve gerekli tedbirler alınabilsin Aczmendiler,tıpkı Kürt Said'in kıyafeti gibi,siyah bir sarık ve siyah cübbeli olup,hepsi de uzun saçlı ve uzun sakallıdır.Çoğunun saçı da örgülüdür.Tamamı birer asa taşımaktadır.Eylemleri, şimdilik, belli bir noktada toplanıp,cemaat ayinini,yani kendilerine özgü zikirlerini yapmaktır.Ama elbette bu eylem giderek başka mecralara dökülecektir.Camilere gidip, önünde ve içinde tef çalarak zikir yapmaya kalkışmışlardır.Zikir hareketleri ise tam bir tımarhane vakasıdır.Memurların zamları protesto etmek için yaptıkları toplantı ve yürüyüşlerini, acımasız bir şekilde tekme tokat dağıtan Emniyet sıra Aczmendilerin tefli zikirlerine gelince adeta seyirci kalmaktadır.Emniyet güçleri tarafından adeta nezaketle izlenmiştir.Aczmendiler, o gün bütün kinlerini kusmuşlar, devlete ve Atatürk'e hakaret etmişlerdir.Caminin önünde kıldıkları namazdan sonra bir Aczmendi dua ederken, Kan istemiyoruz, bela istemiyoruz, fakat bizi mecbur ediyorlar. demiş, kendilerine zulüm yapıldığını ve bunun Said Nursi döneminde de yapıldığını ileri sürerek,Atatürk hakkında da, devrin Reisicumhuru Mustafa Kemal Deccal'i diye söz etmiştir.Din baronları her yerdedir.Hizbullah'ın tanık olduğumuz bu korkunç cinayetleri işleyecek kertede genişleyip gelişmesi,işledikleri vahşet noktasındaki cinayetlerin yurt ölçeğindeki yaygınlığı insanı ürpertiyor.Ortaya çıkarılan yüzlerce cinayet, binlerce silah, roketatarlar, havan topları,makineli tüfekler, el bombaları, bir orduya yetecek kadar cephanelik, yurdun dört bir yanında gizli ve etkin bir örgütlenme,bürokrasiye ve eğitime sızma tüm bunlar çok ciddi bir şeriat kalkışması hareketiyle,insanlık dışı bir vahşet örgütüyle karşı karşıya olduğumuzu ortaya koymaktadır. Hizbullah, İBDA-C gibi şeriatçı örgütler birdenbire mi ortaya çıktı.Gökyüzünden mi indi, yoktan mı var oldu Bu gelişmeye yardım edenler kimlerdir.Bir yanda adaletsiz bir gelir dağılımı,yıllarca süren adaletsiz gelir dağılımı,dar gelirli kitleleri,sosyolojik olarak doğaüstü güçlerden çare ummaya yönlendirdi.Bu gibi örgütlerin gelişmesine ortam hazırladı.

 

Sapık iç ve dış küresel kargaşa senaristlerinin yazdığı senaryo yavaş yavaş işlemeye gerçek pisliklerin üstü örtülmeye başlamıştı.Türkiye üçüncü dünya ülkelerinden daha beter hale gelmişti.İrtica yaygarasını kopartıp yolsuzluklara prim verildiği hortumcuların gözettiği anlaşıldı.2001 2002 ekonomik krizlerinde de bu darbeleri tetikleyen ülkeyi sömürenlerin faturası ağır oldu dış borç 100 milyar dolar arttı Türkiye’yi resmen batırdılar.28 Şubat senaryonun benzeri daha yazıldı ve uygulamaya başlandı.George Soros’un çocukları pkk lı tayad’lı lar Cami avlusunda mini etekle dolaşmaya başladı.Türklerin Ergenekon'dan çıkışını temsil eden Nevruz bayramı nedense bir kürt bayramına dönüşmeye başlamış, kürtler, Türk Devleti'ne karşı başkaldıracak yeni bir fırsat kazanmışlardır.Son 20 yıldaki nevruz kutlamalarına bakacak olursak kürtlerin Türk Devleti'ne isyan ettiklerini görmekteyiz.kürtler her fırsatta isyan etmeye,Türk değerlerine saldırmaya, en azından Türklerle aralarına mesafe koymaya başlamışlardır.Sözde Türk vatandaşları Araplarla birleşmeyi ümmetçiliği savunuyorlar,Irak İran, Suriye yıllardır Türkiye’deki kürtleri kullanıyorlar pkk açıktan destek veriyordu.Abdullah Öcalan,Suriye'de gizli servis tarafından korundu.Ahmet Casım Musa kimliği ile yaşayan Öcalan,kurşun geçirmez otomobillere biniyor,Suriye içerisinde istediği yere rahatça gidebiliyordu.Sahte kimliğinde ise Suriye askeri istihbarat Başkanı General Ali Duba'nın imzası bulunuyordu. Suriye pkk ve apo bizde değil açıklamaları yaparken, her türlü faaliyetini bu ülkede rahatça yürüten pkk militanları 1993 Ekim ayından itibaren askeri üslerde eğitilmeye başlandı.Suveyde Askeri Hava Üssü ile Tednur Hava Üssü'nde militanlara helikopter kullanmaları ve hava saldırılarına karşı koyma taktikleri öğretilirken, bir bölümü örgütün üst düzey yönetiminde yer alan 360 Suriyeliye de maaş bağlandığı Türk İstihbarat birimleri tarafından tespit edilen bilgiler arasında bulunuyordu.Bu tür binlercesi örnek verilebilir.Hepsi de ayrı ayrı değerlendirilebilir.İran, Irak Suriyeliler acaba neden aynı dini paylaştığı Türkiye'ye böyle bir adilikte bulunuyordu.Tüm bu olaylar Şeyh Said isyanı Saidi Nuri’nin Nurculuk tarikatı ile kürt faşizmi kürt milliyetçiliği oluşturuldu.Mersin de ki iki piçin Türk bayrağını yakmasına tayad’lıların bölücülüklerine ses çıkarmayan sözde Türk aydınları sesiz çoğunluğun faaliyete geçmesine bayrağına devletine milletine sahip çıkmasından rahatsız oluyorlar,milliyetçilik Türkiye için tehdittir diyen holding medyası pkk propagandalığı yapmaya devam ederse Leyla zananın bölücü siyasetine destek verdikçe İstanbul medyası Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya pkk nın azıttığı dönemlerdeki gibi asker kontrolü ile girer.

 

 

3/29/2005

PATRİK VATİKAN

RAHMİ KOÇ

Ruhban okulunun açılması için planlı bir biçimde yılmadan mücadele veren Fener Rum Patrikhanesi,hedefine yavaş yavaş ulaşıyor.Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının engellemelerinden kurtulmak için Fener Rum Patrikhanesi,Lozan Antlaşması gereğince azınlık statüsünden dolayı,Patrik ve kendisine bağlı 12 metropoliti ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ruhaniler arasından seçilebilir.Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin uygun görmediği,onaylamadığı herhangi bir ruhani bu göreve aday bile gösterilemez.Bu kısıtlamadan dolayı Fener Rum Patrikhanesine Vatikan Statüsü verme düşüncesi yani Ekümenlik talebinin nedeni budur.Ekümenlik damgası altında Kostantinople olarak çalışan Patrikhane,Türk ve Rum işadamlarının satın alıp hibe ettikleri gayrimenkulları İstanbul'u sorunlarından kurtarma projeleri,restorasyon,yeniden doğuş gibi gösterip.Şehri esas kimliğinden çıkarıp.Birleşmiş Milletler,Avrupa Birliği,UNESCO ve Dünya Kiliseler Birliği gibi kuruluşların parasal yardımıyla şehrin eski bizans ve Hıristiyan çehresi ön plana çıkaracak ve sonrasında Mülkiyetine sahip olduğu çevre arazileri yerleşime kapatarak,kendi kontrolüne almaya çalışılacak.Proje Fener ve Balat’ın yeniden doğuşu projesiyle başladı.Türkiye'de büyükelçilikleri bulunan tüm Hıristiyan ülkeler,Patrikhane civarında yeni adıyla Kostantinople de birer Din Ataşeliği açacak.Bunlar bir süre sonra Vatikan olacak İstanbul da gelecekte Hıristiyan devletlerin büyükelçilikleri olacak.Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, UNESCO gibi uluslar arası kuruluşlar tarihi İstanbul’u Açık Şehir haline getirecek,Türkiye'nin hükümdarlık hakkı tartışmaya açılacak.Türkiye artık bu gelişmeler sonrasında yaşanacak olayların önüne geçemeyecek.Başta Birleşmiş Milletler,Avrupa Birliği,Dünya kiliseler Birliği,UNESCO gibi birçok uluslar arası kuruluş, tarihi İstanbul’un restorasyonunda katkı sahibi olacak.Şehrin bizantinist ve Hıristiyan karakteri ön plana çıkarılacak.Sonuç olarak şehir bu haliyle dünyaya açık bir ortak şehir haline getirilince, dini ataşelikleriyle, kültür mozaiğiyle artık bir Türk şehri değil, şimdilik sembolik de olsa 300 milyonluk Ortodoks dünyasının kalbi ve kıblesi olacak.Bu safhada Patrikhanenin önderliğinde bizans yeniden inşa edilmiş olacak.Önce İstanbul'un tamamı,kademeli olarak da boğazların Avrupa yakasındaki topraklarımız elimizden çıkarılacak.Ekonomik darboğazlarla boğuşan,dış baskı ve ambargolarla bunalan, yeniden hortlayan pkk terörü ve sözde dost komşularıyla boğuşan Türkiye bu safhada dünyayı karşısına alamayacak,mücadelede edecek ama hiç bir yerden destek de bulamayacak.1941 yılında Fener'de yanan kilisenin yapılmasında maddi destek veren Panayot Angelopulos.Olympic Havayolları sahibi,Fener Patriği yurt dışına çıktığı zaman Angelopulos’un,tahsis ettiği uçaklara biniyor.Olympic Havayolları sembolü kaldırılıyor yerine bizans bayrağı geliyor.Bartholomeos yabancı ülkeleri Bizans Devlet Başkanı sıfatıyla ziyaret ediyor.Rahmi Koç,İstanbul Heybeliada'da Ruhban Okulu'nun açılması ile ilgili ”Biz ne dersek diyelim,Fener Rum Patriği Bartholmeus'u tüm dünya ekümenik olarak tanıyor.Ben de Patriği,Papa ile bir tutuyorum,Papa İtalya’ya ne getiriyorsa,Patrik de Türkiye'ye onu getirebilir” diyor. Vatikan ile İtalya arasında imzalanan Lateran Antlaşmasına göre:İtalya,Kutsal Papalık Makamı’nın egemenliğini tanır.İtalya, Papa’nın Vatikan da ki egemenlik otoritesini ve mülk sahipliğini tanır.Vatikan Kenti'nde yasayanlar, Papa’nın yönetimi ve egemenliği altındadır.İtalya Cumhuriyeti, Katolik Kilisesi'ne,her derecede okul ve eğitim enstitüsünü serbestçe açma hakkini tanır.İtalya Cumhuriyeti,din kültürünün değerini anlayarak ve Katolik Kilisesi ilkelerinin İtalyan halkının tarihi mirasının bir parçası olduğunu düşünerek,Üniversiteler hariç,her düzey ve derecedeki devlet okullarında Katolik dininin öğretileceğini garanti etmeyi sürdürecektir."Vatikan’a bağlı papazlar ve diğer din adamları İtalya devleti tarafından askere alınamazlar.İtalya Hükümeti, Papa'ya bağlı Rahip, Papaz ve Din Adamlarına,Devletin ordusunda, manevi destek sağlamak amacıyla, makam verecektir.Bu anlaşmanın aynısı ekümenlik verilmesi halinde Patrik ve Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanacak.Fener Rum Patriği’ne ekümenik unvan verilmesi isteyen yalnızca Rahmi Koç değil.Amerika en üst düzeyde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne bu yönde baskılarını sürdürmektedir.Avrupa Birliği’ne girme yolunda Türkiye'nin bugüne kadar imzaladığı, yazılı kabul ettiği tüm anlaşmalarda,Fener Rum Patriği’ne ekümenik haklarının tanınması ısrarla yer almıştır.Kıbrıs’ı Rumlara verdiğimiz gibi, Fener Rum Patriği’ne de ekümenik unvanının verilmesiyle İstanbul da Ortodoks Din Devleti'nin kurulmasını kabul edeceğiz.Patrikhanenin Misyonerlere destek olmadığı söyleniyor.İnanılması güç sırları,gizli geçitleri,şifreleri ve yeraltı yollarıyla Dünya’nın en esrarengiz devleti Vatikan, misyonerlere desteğini gizlemiyor.Vatikan’ın servetinin tam olarak ne kadar olduğu hiç bir zaman açıklanmayan bir sırdır.Yıllık gelirleri bazı kalemlerde açıklanır,yaptığı açıklamalar biraz da abartılarak gösterilir ancak mal varlığı tam olarak asla açıklanmaz Vatikan tam bir Bezirgan gibidir,daima gelirlerinin azlığından yakınır ama ilginçtir ki her geçen yıl biraz daha zenginleşir,biraz daha fazla para kazanır ve güçlenir.Vatikan’ın bu Siyasi+Ekonomik+Dini otoritesinden sıkılan Evangelist Amerikan yönetimi CIA  tarafından 13 Mayıs 1981 yılındaki Mehmet Ali Ağca’nın ve Oral Çelik’in gerçekleştirdiği kimilerini göre başarısız bu suikastı Türk Gladiosuna ihale edip  Vatikan yönetimine gerçek bir nota verdi.Suikasttan sonra CIA suikastın KGB ve Bulgarlar tarafından planlanıp uygulandığına dair yoğun bir propaganda faaliyeti başlattı.Bu tezin geçerlilik kazanması için CIA'nin tüm yönlendirme olanaklarını harekete geçirdi.1965 yılında tamamlanan 2.Vatikan Konsili’nde alınan kararlar çerçevesinde Vatikan,başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’da,Orta Asya da ki Türk Cumhuriyetlerdeki Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine hız verdi.Kendi yayın organlarında Müslüman Kürtleri savunur pozlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ağır hakaretler yağdırmaya başladı.Misyonerler her bölgede farklı çalışıyor.Güneydoğu'da Kürtçe İncil ile Kürtçe dini kitap ve CD dağıttıkları,Hıristiyanlık propagandası içeren Kürtçe filmleri yayınlamak için yerel televizyonlara büyük paralar teklif ettikleri ispatlandı.Vatikan ile bağlantılı çalışan misyonerler,Sakarya'da 3 bin depremzedeyi Hıristiyanlaştırdı.Faaliyet kapsamında konsoloslukların,kiliseler aracılığıyla yapılan vize başvurularını anında onayladığı,öğrencilere de bedava üniversiteye hazırlık kursu verildiği belirlendi.Türkiye için hedefin,10 yıl içinde 5 milyon kişiyi Hıristiyanlaştırarak,yeni bir azınlık yaratmak olduğu belirlendi.Türkiye'deki misyoner çalışmaları,Ermeni Toprakları Merkezi,Avrupa Kiliseler Birliği,Ortodoks Kiliseler Birliği ve Dünya Kiliseler Birliği üyesi kişiler tarafından yürütülüyor.Son zamanlarda bu tür faaliyetlerde Türkiye'nin sempatisini kazanmış olan Güney Koreliler kullanılıyor.Türkiye'deki misyoner faaliyetleri,Karadeniz'de Pontus Güneydoğu'da Yezidîlik,Keldanîlik,Hıristiyan Kürtler,Doğu Anadolu'da Ermenilik,Ege Bölgesi ve İstanbul'da ise Hıristiyanlığın Eski Toprakları şifreleri ile gündeme getirilip,etnik kökenler öne çıkarılıyor.İsrail’in 2003 yılında çıkan yasa ile GAP’ı nasıl satın aldıklarına şahit olduk.Evangelistlerin İncil’i prense göre,GAP 3. Dünya Savası yani Armageddon için kurulmuş.Evangelistler,Türkiye’de  faaliyetlerini sürdürüyor GAP bittikten birkaç yıl sonra,doğudan gelecek milyonlarca asker,GAP’ın kuruttuğu nehirden geçecek.Böylece Kıyamet Savaşı denilen farklı dinlerin savaşı Armageddon başlayacak.Evangelistler'in amacı,tüm dünyayı Hz. İsa’nın mesajı ile tanıştırmak.Bu süreç tamamlandığında  Hz. İsa dünyaya dönecek ve kendisine inanlar ile birlikte yeniden göğe yükselecek.Bu göğe yükselmenin ardından,Armageddon olarak adlandırılan 3. Dünya Savaşı çıkacak ve 7 yıllık bir kaos ortamı başlayacak.İşte Ortadoğu’da cereyan edeceği tahmin edilen Armageddon’un ve bunu la ilgili tahminlerin Turkiye bağlantısında ilginç bir durum ortaya çıkıyor.İddialarına göre Türkiye’de özellikle 17 Ağustos depremi sonrasında misyonerlik faaliyetleri ve din değiştirenlerin sayısı arttı.Türkiye,Protestan Kiliseler Birliği’nin resmi rakamlarına göre, birlik üyesi kiliselere bağlı yaklaşık 3 bin Türk vatandaşı Evangelist teolojiyi benimsemiş durumda. Bu rakamın birlik üyesi olmayan kilise cemaatleri ile birlikte 5 bine yaklaştığı tahmin ediliyor.Tüm misyonerlik faaliyetlerinin altında Evangelist teolojinin ana omurgasını oluşturan,Hz. İsa’nın müjdesini herkese ulaştırmak şartı ve bu yolla, İsa’nın dünyaya dönüşünün çabuklaştırılabileceği inancı yatıyor.Büyük Ortadoğu Projesi dinsel perde arkası bölgemizdeki işgaller de Evangelistlerin Armageddon inancı doğrultusunda oluşturulmuş Haçlı projesidir.Evangelistlere göre, Armageddon savaşı, Kudüs yakınlarındaki Magedon ovasındaki tepelikte olacak bir Deccal savaşıdır.Bu savaşın öncesinde ise İsrail’in inancında belirtilen sınırlara kadar genişleyerek Büyük İsrail olması şarttır.Armageddon savaşının ardından Evangelistlerin tanrısı Davut’un tahtında Mesih’i hakim kılacak.Böylece dünyevi olan Yahudiler, hem de uhrevi olan Hıristiyanlar muratlarına erecek Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nin yerli dinler arası diyalog tezgahtarları,medeniyetler arası çatışma yok diye geveleyerek,aslında Evangelistlerin bu Armageddon hedefini ve hevesini örtmeye çalışıyorlar.Armageddon Savaşı Müslüman ordusunun İsrailoğullarına saldırmasıyla çıkacak.Evangelistler,Armageddon Savaşı’nda İsrail’in desteklemesi gerektiğini savunuyor.Hz. İsa da İsrail Aslanı olarak dünyaya gelmiştir. Yahudiler,Müslümanlara karşı Armageddon Savaşı’nı kazanmadıkça,Hz. İsa tekrar yeryüzüne dönmeyecek.İsa’nın dönmesi için savaşın çıkması ve kazanılması şarttır.Bu savaşı önce Hz. İsa olmadan Yahudilerdin kazanması lazım.Onun için İsrail ile sıkı bir işbirliği dini nedenlerden dolayı mecburidir.Evangelistler,Hz. İsa’nın tekrar dünyaya geleceğine ve  iki bin yıl sürecek bir krallık kuracağına,krallık öncesinde de yedi yıl sürecek büyük sıkıntıdan ve Armageddon savaşından kurtaracağına inanıyorlar.,

Alkol bağımlısı olan  George W.Bush İncil sayesinde yeniden doğduğu söyleyerek ne kadar sıkı bir Hıristiyan olduğunu kanıtladı.Konuşmalarında sürekli Hıristiyanlığı öne çıkardı bütün senatörlerini bizdeki anlamıyla kökten dinci koyu Hıristiyanlardan seçti kendisini öyle bir kaptırdı ki kendini  terörizme karşı haçlı seferlerini başladık dedi. 11 Eylül 2001 saldırıları ardından Bush gibi düşünen ondan etkilenen binlerce genç Ortadoğu da misyonerlik faaliyetlerine başladı,gizli haçlı seferlerine başladılar, Müslüman ülkeler deki misyonerlik faaliyetlerinin artarsa Müslümanlar ile Hıristiyanlar karşı karşıya gelip büyük bir çatışma çıkabilir.Misyonerler nedense kimi  gerçek kimliğini gizleyip Müslüman gibi davranıyor kimileride Müslüman kişileri Hıristiyan yapabilmek için türlü taktikler kullanıyor misyonerler Müslümanlara sempati duyduklarını ancak İslamiyet’ten hoşlanmadıklarını söylüyorlar aşırı dinci Evangelistler İslam da Allah inanlarının çocuklarını  kendisi için ölüme gönderdiğini ancak Hıristiyanlıkta Allah’ın kendi çocuğu olan İsa’yı insanlar için ölüme yolladığını söyleyerek Hıristiyanlığı İslamdan üstün gösteriyorlar Evangelist başkan Bush  Ortadoğu’ya  özelikle Müslüman ülkeleri yeniden şekillendirme planları Afganistan,Irak operasyonları sonrasında buralara akın eden binlerce genç Evangelist misyonerler çalışmalarına başladı  Türkiye Evangelistleri pek tanımıyor ABD sayıları 40 milyonu aşan ve dünyadaki sayıları 250 milyonu bulan radikal Hıristiyan kilisesi aslında Yahudiliğin Hıristiyanlıktaki Truva atı  şimdiye kadar gelen tüm Evangelist başkanların seçim kampanyalarına destek Yahudi lobisinden gelmiştir önceki başkan  Bill Clinton un eşi  Hillary Yahudi olması yeterli şimdiki Başkan Bush’un tarikatı olan Evengelistler Yahudi inançlarını kendi inançları gibi kabul ederek  kendilerini kıyamet günü Yahudilerin Abraham babasının Yahudileri ve Evangelistleri kurtaracağına inanıyorlar.Dünyada ise Evenagelistler Yahudilikten daha da ön plana çıkmaya başladı ve Yahudi lobisinin güçü abartılı bir şekilde sunulurken Evangelistler yani Şahinler  hep geri planda kaldı  biz nedense Amerika’daki en güçlü lobiyi Yahudi lobisi olarak görüyoruz ama ülkede Başkan seçtiren darbe yapan lobi Şahinler.Şahinlerin tüm dünyada din olgusu her alanda özellikle bürokraside  de ve savaş konularında her geçen gün daha da etkili oluyor dinler barış unsuru olmaktan çıkıp çatışma unsuruna dönüştürülüyor.Amerika’nın Müslüman ülkelere başlaştığı haçlı seferi ülkeye yöneten Evengelistelerin İsrail’in ve İsrail’in çıkarları için dünyayı ateşe verecek kadar Yahudi sempatizanı olmalarının nedeni Evangelisteler Allah’ın insanlara eşit davranmadığına bazılarını birinci sınıf yarattığına inanıyorlar Yahudiler birinci sınıf insanlar Evangelistler ise Yahudilerin amaçlarına yardımcı olacak kişiler,Evangelistlerin kutsal kitap İncili yorumlamalarına göre Allah insanları iki gruba  ayırmış Yahudiler ve Yahudi olmayanlar Allah’ın bir dünyevi bir de uhrevi varmış dünyevi Yahudiler için uhrevi sonradan doğmuş Evangelistler Protestanlar Slavlar için,Müslümanlar,Budistler,ateistler vb insanlar ise tanrı için önem taşımayan gereksiz insanlar.Evangelist Başkan Bush göre Yahudilerin planı ile Evangelistlerin Mesih inancı aynı şey dünyadaki milyonlarca Evangelist Mesih Hz İsa geldiği zaman Yahudilerin onlara yardımcı olacağını Yahudilerin düşmanları  15 yüzyıldaki engizisyon mahkemelerinden dolayı  Katolik Kiliseleri Roma ile ve Müslümanlar ile savaşılacak ve Hz İsa geri dönecek tüm dünya ki Hıristiyan alemi buna inandırılacak ve dünya bin yıllık Evangelist yani  Amerikan egemenliğine geçecek Bush’un elindeki İncil ile Papa’nın elindeki İncil aynı  değil Bush’un elindeki siyasi İncil olan prens olmalı, Bush ve Siyoniszim sevdalısı olan Evangelistler Tevrat kaynaklı hareketle Müslümanlara kin ve düşmanlık beslemekte Bush’un inancı Mesih muhabbeti değil korku imparatorluğu kurma.Türkiye Evangelistler Amerikan Şahinleri konusunda pek bilgili değil Amerika’daki Protestan toplumunun koyu bölümünü temsil ediyorlar bu toplumun nüfus gücü Başkanlık seçiminde de etkili oluyor Bush seçilmesiyle  Şahinlerin altın çağını yaşıyor  planlar ince ince işleyerek üçüncü  dünya savaşı için çalışmalar sürüyor Mesih’in gelmesi için  kaos ve korku ortamı  yaratılıyor.Türkiye’de ki mezhep farkları ve azınlık hakları ile toplumun kafası karıştırıldı  misyonerlerin 20 yıllık asıl planı yüzde 99 Müslüman olan  Türkiye’de Hıristiyanlığı yayarak ülkedeki sayıları yüzde10 bulmak kaydıyla Türkiye’de bir Müslüman Hıristiyan çatışması yaratmak ve ulus devleti parçalayarak işgali gerçekleştirmek.Zaten ülkemizde olan siyasi bir Mesih var Amerika’nın Ankara Büyük Elçisi Eric Edlman tam bir Mesih,görev yerlerine ve hayatına bakarsak :

Ukrayna göçmeni Yahudi bir aileden olan Eric Edelman’ın annesi İstanbul Yahudilerinden olup ana dili gibi Türkçe konuşur ancak Eric Edelman Türkçe bilmiyormuş gibi davranıyor.14 Aralık 1952 Colombus Ohio da doğdu Eric Edelman seçilmiş ırktan olduğu için kariyerinde hızla yükseldi ve kilit noktalarda görevlere getirildi 1980 yılında Amerikan dışişlerin de ki ilk görev yeri Batı Şeria ve Gazne oldu görüşmeler arabuluculuklar yaptı ve birkaç ay sonra İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti.Siyonist efsanesi bin yıllık Yahudi rüyası gerçek oldu.İkinci görev yeri Dışişleri Bakanlığı Özel Danışmanı olarak Sovyet İmparatorluğunda göreve başladı ve Sovyet İmparatorluğunun Çöküşüne tanıklık etti Üçüncü görev yeri  Doğu Avrupa Direktörlüğüne getirildi Berlin duvarı yıkıldı Doğu-Batı Almanya birleşti ve Varşova Paktı çöktü.1993 yılında Çekoslovakya Prag Büyük Elçiliğine başladı ve Çekoslovakya karpuz gibi ikiye ayrıldı ve Çek Cumhuriyeti ve Slovakya ortaya çıktı.Bu tür başarılarından sonra Cheney’in özel ekibine girdi ve Bush’un seçim çalışmalarına katıldı.İsrail’in aşırı sağcı Likud  partisinin danışmanlığını da  yapmakta.Şimdiki görev yeri Amerika’nın Ankara Büyük Elçiliği Eric Edelman’ın her gittiği yerlerde yeni oluşumlar devletler oluşmuş Eric Edelman Haziran 2005 te gidiyor Eric Edelman başarısız politikaları yüzünden gitmiyor 2008 de yapılacak olan seçimler çalışmak için ve kendine verilecek yeni görevi bekliyor.,

Türkiye’ye uygulanan kurbağa haşlama politikası kurbağayı direkt kurbağayı kaynar suya atarsanız sıçrayıp çıkar ama soğuk suda yavaş yavaş kaynatırsanız tüm sinir sistemi işlevini yitirir istese de çıkmaz.Satılmış işbirlikçi basın Kıbrıs’ın satılmasını meşrulaştırılıyor Rauf Denktaş’ın çığlıkları işe yaramaz her yönden soruncu dinozor olarak aktarılıyor.Patrikhane için düşünülen  Vatikan modeli  dinler arası diyalog olarak aktarılıyor.Doğu Karadeniz’den Rize,Trabzon dan alınan 500 çocuk Yunanistan da yatılı eğitime tabi tutulup Türklükleri silinip siz pontus evlatlarınınız düşüncesi aşılanıp yeni orhan pamuklar  George Soros’un çocukları yetiştiriliyor, bunların hepsini yapan ve Diyarbakır da Nevruz kutlamalarını da finansa eden vakıf Türkiye de George Sorso’un çocuklarını yetiştiren TESEV’dir.Nevruz kutlamalarına katılanlara bakarsak dehap Genel Başkanı Tuncer Bakırhan,dep eski milletvekillerinden leyla zana,hatip dicle,orhan doğan, murat bozlak,AP Milletvekilleri felenas uca ve helin baba, emep Genel Başkanı levent tüzel, Norveç Büyükelçisi hans wilhem langua, Marsilya İl Meclis Başkanı joel dutto,kesk Genel Başkanı sami evren,abdullah Öcalan piçinin o…pu kardeşi fatma öcalan ile havva keser,Uluslararası Pen Sekreteri coanne loocom,Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı pkklı osman baydemir,dehaplı bölge belediye başkanları, sanatçı ciwan haco,gülistan perwer,ibrahim tatlıses,çetin oraner ve koma ciya`nın da aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı, yazar, sivil toplum örgütü başkan ve temsilcileri, siyasi parti başkan ve temsilcileri katıldı.Norveç Büyükelçisi AP milletvekili,Marsilya İl Başkanı Uluslararası Pen Sekreteri 29 Ekim de veya 23 Nisan kutlamalarına niçin katılmıyor ve sürekli olarak bölücü partiler bölücü dernekleri ziyaret ediyor Atatürkçü Düşünce Derneklerini,Ülkü Ocaklarını ziyaret etmemeleri böl yönet politikalarının gereği ve işleyişi için halka nüfuz etmektir.

 

3/24/2005

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ

Amerika İsrail merkezli kaos politikalarıyla oluşturduğu “Büyük Ortadoğu Projesi” si tamamen ülkeleri devletsizleştirme ülke halkını da kimliksizleştirme projesidir.Amerika’ya göre model ülke Türkiye, işi organize edecek “Derin Devlet” kısmını halledecek olan ülkede İsrail olacak.Amerikan yönetiminin proje dahilinde yaptıklarına bakarsak ülke yönetimlerine müdahale etme,darbeleri tetikleme,terörist gruplar yaratmak, vb onlarcası.Evangelist-Yahudi-Şeytan ortaklığının tekelindeki Amerikan yönetimi halen uyguladığı politikaya devam ederse batağa saplanacak.Amerikan ekonomisi şimdiki durumu günde 2 milyar dolar açık vermekte bu açığın nedeni 1950’ler den sonra üretim ekonomisini bırakıp kabul ettiği para ekonomisinden kaynaklanıyor Amerikan yönetimi kontrolünde olan devletlerde yaptığı borsa ve para oyunlarıyla verdikleri günlük 2 milyar dolarlık açığı kapatmaktadır.Bunun kalıcı olamadığını bildikleri için dünya enerji piyasasını tekelerine almak zorunda.Şahinlerin Rusya ile yaptığı Hazar petrolü çekişmesinde kazanan oldu ” Ya bizdensiniz ya onlardan” diyerek işe başlayan Bush yönetimi oldu.Hazar petrolü ilk önce Ermenistan üzeri getirilecek ti Türkiye nasıl olduysa Ermenistan’ı projeden çıkardı.Gürcistan üzeri getirilecek olan Hazar petrolüne zamanın da SSCB Dışişleri Bakanlığı yapmış ve Sovyetler Birliği tarafından darbeyle iktidara gelmiş olan Eduard Şvardnadze Rusya’ya olan yakınlığın dan dolayı projeye karşı,Kadife Devrim için ülkedeki bütün sendikalar sivil toplum örgütleri George Soros’un finansmanı ile harekete geçirildi ve darbeyle iktidara gelen devlet başkanı yine darbeyle gönderildi.Amerika ve Avrupa Birliği darbeyi hemen kabul etti IMF kredi musluklarını açtı.Rusya için tam bir hezimet Amerika için zaferle sonuçlandı Rusya-Çin bypass edildi ve Hazar petrolü doğuya değil batıya akmaya başladı.Eduard Şvardnadzeyi emekliye ayırtan Amerikan yönetimi yerine 40 yaşlarında genç dinamik çok iyi derecede İngilizce bilen Amerika da hukuk bürolarında hukuk eğitimi almış gözü kapalı Amerika’ya güven duyan Mihail Sakaşvili’yi göreve getirildi.CIA Gürcistan da Kadife devrim için çalışan görev arkadaşlarının emeklilik işlemleri başladı doğal gazdan zehirlenerek öldürülen Başkan Zurub Jvaniya sonrada Başkan’ın danışmanı Giorgi Gelaşvili de evinde intihar ettirilerek öldürüldü.Gürcistan’a da demokrasi geldi  bu ülke de özgürleşti.Gürcistan yenilgisini Putin ülkesindeki Yahudi asıllı Amerika için çalışan petrol ve medya patronlarına çıkardı.Rus ekonomisi enerji ihracatına bağlı petrol  fiyatı artıkça  rahatlayan petrol fiyatları düşerse zora giren Putin yönetimi bunlara ekrana getiren medya patronu Aleksandır Gussinsky’yi ait  milyarlarca dolarlık vergi borçlarını ödemesi için baskı yapıp tüm mal varlığını el koyup Rusya’yı terk ettirdi.Putin  Amerikalılar ile Dudayev’i ve Şamil Basayev’i görüştüren ve batıya çalışan ajan Nezamisnya İzvestiya da affedemedi.Putin ülkenin en zengin işadamı olan Mihail Hadorkovsk’un da milyarlarca dolar vergi borçlarını bulup ödemesi için baskı yapıp ülkeden yolladı.Son derece medyatik olan İngiliz Chelsea Kulüp’ün sahibi olan Roman Abramoviç’i de Yeltsin döneminde ülkeden kaçırılan 500 milyar dolarlık Rus kara parasının yurt dışına kaçırılmasından sorumlu tutup ülkeden gönderdi.Bu dört Yahudi kafadarın buluştuğu yer Yukos dünyanın sayılı petrol şirketleri arasında olan bu şirket şimdi Putin’in elinde Putin devletin olan Sibneft ile Yukosu birleştirip dünyanın en büyük 4. petrol şirketini yarattı..

 

Projenin Kafkaslardaki diğer bir ayağı da Çeçenistan,Amerika ve Rusya burada da çekişti ve hala kazanın olmadığı  bölgeye sonun da  Vehabiler de el attı Beslan kasabasında yaşanan okul baskını eylemini de Vehabiler organize etti Çeçen’lerin bu direnişi bağımsızlık hareketinden çıkıp süper güçlerin gövde gösterisine dönüştü.Vehabilerin etkisiyle Çeçenlerin haklı direnişi terör olarak nitelendirilmeye başladı.Dudayev’den sonra Rusya’ya rağmen başa geçen Aslan Mashadov'un öldürülmesinin nedeni Dağıstanlı komutan Şamil Basayev’in Çeçen direnişinin başına getirilip yeni bir Dağıstan cephesi açıp Çeçenistan ve Dağıstan’ı birleştirip Kuveyt modeli gibi Hazar petrolü etrafında yeni bir körfez petrol ülkesi yaratmak.

 

 

 

 

CIA’nin Lübnan da ki faaliyetleri Ekonomi Bakanı Marwan Hamadeh suikastı ile başladı.Bu suikastı da Lübnan da ki iç savaşı önlemek için Birleşmiş Milletler,Avrupa Birliği,Amerika desteği ile Lübnan’a giren Suriye’ye ihale ettiler.Lübnan da MOSSAD’ın ince ince planladığı senaryo 16 yıl sürecek bir iç savaş başladı.Hıristiyanlara çok fazla imtiyazlar verilmesi kısa süre de azınlıkların iç hesaplaşmalarına dönüştü Lübnan ordusu ikiye ayrıldı,koyu bir İsrail ve Amerika düşmanı görünümdeki Suriye’nin Lübnan’a müdahalesi başladı.Suriye’nin Lübnan’a girmesiyle Suni Müslümanları sindirilmeye başladı iç savaş sırasın da Devlet daireleri, hastaneler, okullar yıkılıp tahrip edildi, Ortadoğu’nun en güzel şehirlerinden biri olarak bilinen Beyrut bir harabeye döndü.Suriye müdahale etmeseydi  ülkedeki Hıristiyan azınlık neredeyse tamamen yok edilecekti.Tam bu sırada Lübnan’ın Turgut Özal’ı Bay Lübnan Refik Hariri ortaya çıktı.16 yıl süren iç savaştan sonra ülkeyi yeniden yaratı 15 Şubat 2005 tarihinde Aziz George Oteli’nin önünde 350 kilogram patlayıcı ile bombardıman sonucu oluşabilecek etki gibi asfaltlar yerinden söküldü,insanlar yanarak,parçalanarak öldüğü suikast sonucu öldürüldü.Patlamadan sonra halkın olay yerine akın etmesinin engellenmemesi  17 gün sonra bile patlamanın olduğu bölge de cesetler bulunmasının nedeni Lübnan Hükümetinin suikastı ört bas etmesidir.Hariri’nin araçlarında konvoyda bomba uyarıcı düzenekler mevcut nasıl olduysa sistemler kilitlendi uydudan alınan uyarı iletileri durdu.Patlama sonrası hemen bir yalan kurgulandı olaydan 1 saat sonra muhalif birkaç siyası hemen televizyonda direkt suçlu Suriye gösterildi CNN de alt yazılar geçiyor Amerika Suriye Büyük Elçisini geri çekti.Refik Hariri nisan ayında yapılacak seçimlerdeki en büyük Başkan adayıydı.Tek başına iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılan Refik Hariri Suriye’nin Lübnan dan çekilmesine karşıydı Lübnan’ın güvenliği için Suriye kuvvetlerinin ülkede kalmasını istiyordu.Hariri’ nin yerine artık Muhalif Dürzi Lider Velid Canbolad Lübnan siyasetine yön veriyor Velid  Canbolad Suriye’nin ülkeyi derhal terk etmesini istiyor ve sonrası bildik görüntüler ülkedeki bütün kötü gidişten Suriye sorumlu tutuluyor 1 milyon kişi sokaklarda 14 gün süren eylemler sonucun da Cumhurbaşkanı Emil Lehud tapun ağzın da  Başbakan Ömer Kerame istifası veriyor.Bu halk darbesine de Sedir Devrimi adını veriliyor.Lübnan özgürleşti ve demokrasi bu ülkeye de geldi.

 

Irak ta olanlar bir yana işgale bakarsak herkes esas savaş Bağdat’ta olacak derken, Bağdat savaşmadan teslim edilmişti.Tarih 10 Nisan 2003'ü gösteriyordu.Teslimatı yapan, gerçekte Irak'ta herkesin bildiği ama ortalıkta elle tutulur bir şekilde gözükmeyen Kesnizani tarikatıydı.Tarikat Körfez Savaşından sonra Saddam'ın etrafını örümcek ağı gibi sarmıştı. Saddam'ın eşi,çok güvendiği generalleri ve istihbarat kuruluşlarının basındakiler hepsi bu tarikatın müritleriydi. Kesnizani tarikatı MOSSAD ve CIA tarafından Saddam'ı içten yıkmak, Irak’ı kolayca teslim almak için organize edilmişti.Tarikatın kurucusu Şeyh Muhammed kendisi ortalarda pek görünmüyordu.Medyatik değildi. Onun ismi Irak'ta efsane haline gelmiş getirilmişti.Tarikatın müritlerine MOSSAD'ın hahamlıktan tövbekar hocaları ders veriyor,dönüşüm etkisini göstermiş,bir Kürt tarikatı olan Kesnizanilik Türkmenler ve Araplar arasında da kendisine müritler edinmişti. Zaten uzun yıllardır Kuzey Irak Kürtleriyle temasta olan İsrail işi şansa bırakmak niyetinde değildi. Irak hızlı bir şekilde parçalanmalıydı.Gözüne kestirdiği Kürt tarikatı Kesnizani'lik üzerinden Irak’ın İslami hayatini da kontrol altına alacaktı.Artık Saddam ve çevresinde neler olup bittiğinden Kesnizani tarikatı ve şeyhi vasıtasıyla MOSSAD anında bilgi sahibi oluyor ve gereği yapılıyordu.Tarikatın içine MOSSAD iyice yerleşmişti. şeyh adına rahat rahat operasyon yapar hale gelmişti. Güney'de Şii Müslümanlar Kuzey'de ise Türkmenlerin büyük çoğunluğu hariç sivil Araplar ve Kürtler ile Irak devlet mekanizmasını elinde bulunduranlar Kesnizani tarikatı kullanılarak MOSSAD ve CIA tarafından devrilmişler ve psikolojik harbin kurbanını olmuşlardı.Saddam Irak'ın işgalinden birkaç ay önce durumu fark etmiş,eşi dahil, yakın çevresini etrafından uzaklaştırmıştı.Kesnizani tarikatı intikam almaya hazırlanıyordu.Derken Amerikan,İngiliz birlikleri Irak'a saldırdılar. Güney'de müthiş bir direnişle karsılaştılar. Dünya medyası, ve Türk medyası, asıl savaşın Bağdat ve çevresinde olacağını dile getiriyorlardı. Amerika’nın bu kadar az sayıda birliklerle Bağdat ve çevresindeki direnişi kıramayacağını söyleniyordu.Bağdat ve çevresi Saddam'ın askerleri tarafından hiçbir direnç gösterilmeden Amerikan askerlerine teslim edildi. Irak devlet mekanizması devrilmişti.Şeyh Muhammed müritlerine Amerikan askerlerine direnmemelerini öğütlemişti.Şeyhin emrindeki mürit generaller vatanlarının bağımsızlığı için savaşmak yerine Şeyh Muhammed'in emrine uydular. Bugün Şeyh Muhammed'in liderliğindeki Kesnizani tarikatı Irak'ta devletin ve siyasetin tam orta yerinde faaliyetlerine devam ediyor.

Ukrayna da ki Portakal,Lübnan da ki Sedir Gürcistan da ki Kadife devrimleri Kırgızistan’a da ithal edildi.Sivil darbe operasyonlarında kullanılan metotlar hep aynı Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Kırgızistan’da  yapılan parlamento seçimlerinin uluslararası demokratik normlara uygun olmadığını açıklıyor darbelerin finansmanı  George Soros’ un vakıfları ülkenin gençliğinin beynini yıkayıp yönlendiriyor Başbakan Askar Akayev’in istifasını isteyen muhalefet devlet dairelerine saldırıyor. Kırgızistan'da genel seçimlerde usulsüzlük yapıldığını iddia eden muhalefet adeta geze geze darbe yapıyor. Ülkedeki devlet binaları teker teker ele geçiriliyor.Önce eyaletlerdeki valilik binaları sonra da ilçe kaymakamlıkları işgal ediliyor.Muhalefet lideri Atayurt Partisi Başkanı Roza Otunbayeva Başbakan olmasıyla Kırgızistan da özgürleşecek demokrasi bu ülkeye de gelecek.Usame Bin Laden’in Afganistan’a gelmesiyle projenin Orta Asya  bölümü başladı.Sovyet ordusunun 26 Aralık 1979 Afganistan’a girmesi ile Afgan mücahitlere katılan Usame Bin Laden Amerikan ordusunu olağan üstü desteği ile Jelelabad savaşında Sovyet ordusunu hezimete uğrattı üzerinden hiç çıkarmadığı CIA hediyesi olan makosenleri ve CIA görev ceketi bu başarısından sonra hediye edilmişti.Körfez Savaş’ında  Kral Fahd’ dan Suudi sınırlarını korumak istedi ancak Kral Fahd Amerika ittifak kurdu ve Suudi Kralı ile ters düştü bunu gibi birkaç olay sonrasında  Usame Bin Laden kendine  tek düşman olarak Amerika ve İsrailli seçti  1992  Yemen de   Amerika askerlerine, 1993 New York ta Dünya Ticaret Merkezi garajına 1998 de Kenya ve Sudan da ki Amerikan elçiliklerine bombalı saldırılar ve 11 Eylül 2001 de ki intihar uçaklarıyla yapılan saldırılar 11 Eylül saldırılarına bakarsak: bu uçakların yolcu uçakları olmadıkları uçakların camlarının olmayışından yakıt ikmal uçakları oldukları kesinleşti ve ikiz kulelerin uçak yakıtının çelik gövdeyi eriterek çökmediğinin tonlarca bombalar ile kontrollü bir şekilde çökertildiği eğer yangın sonucu çökmüş ise enkazdan teröristlere ait  pasaportun nasıl bulunduğu  Pentagon’un intihar uçaklarıyla değil füze ile vurulduğu uçak kazası ile oluşacak hasarın yarısının bile oluşmayışından uçakların İkiz Kulelere girmeden önce altlarındaki görülen flaş etkisinin ne olduğunun ve uçaklarının normalde İkiz Kulelere çarptığında  Kuleleri delip geçmesi gerekirken anında Kulelerin için de  infilak etmesi teröristlerinin bu kadar kısa zaman da  usta bir pilot gibi bu eylemleri gerçekleştirmesinin imkansız olması Pentagon da ki saldırı sonrası enkaz kaldırma çalışmalarında çalışan itfaiye  çalışanların bulunamaması Usame Bin Laden öncülüğün de Afganistan dağlarında gezen cahil köylülerin son moda sibernetik saldırıları yapamayacağı bunun gibi daha birçok kanıt ile Amerikan yönetiminin başarısız senaryosunu kanıtlıyor.Usame Bin Laden görevini tam yaparak İslami Terörürü yaratıp “Büyük Ortadoğu Projesi”ni başlattı.

İsrail’in de yazıp uyguladığı senaryolar var burada da karşımıza Çakal Carlos çıkıyor kendini daha çocuk yaşta Marksizm adadı ve Lenin’in ilk adını alacak kadar da Lenin hayranıydı. 1970 yılından sonra dünyanın en çok aranan ve tanınan teröristi oldu Fransa’da bombalama eylemleri OPEC konferansı baskını Uganda’daki FKÖ militanları ile yaptığı Entebbe uçak kaçırma eylemi bu eylem sırasında MOSSAD dünyaya tam bir gövde gösterisinde bulundu ve kendini tanıtı.Gerçek adı İlich Ramirez Sanchez Carlos’tur. Çakal Carlos’un da tek düşmanı Amerika ve İsrail di Çakal Carlos görevini tam yaparak Hamas,Hizbullah,FKÖ adına İsrail’e karşı terör eylemlerinde bulunarak İsraillin güvenliğini Ortadoğu’da sağladı Fransızlar Sudan da yakaladığında ben Müslüman oldum  ve adım Salim Muhammet Nuri dedi.

Abdullah Öcalan da aynı Çakal Carlos gibi Marksist ve Leninist fikir çizgisini iddia ederek Vietnam,Kore,Cezayir gibi  ulusal mücadelenin olduğu ve kurtuluşun sağlandığı ülkeleri örnek alarak pkk terör örgütü ile 15 yıl boyunca Türkiye’de  eylemlerde bulundu.Abdullah Öcalan’ın aslında Ermeni olduğu eskiden beri biliniyor, dile getiriliyordu.Artin Agopyan denen bu piç Abdullah Öcalan diye tanıtıldı.Öcalan soyadı üzerinde bile durulmadı.Kimlerden ve neden öç alıyordu? Abdullah Öcalan ve Kesire Yıldırım Öcalan 1970 ler de yükselen gençlik hareketlerinde Amerika’ya karşı sokaklarda yürümüştü.Abdullah Öcalan’ın örgüt faaliyetleri Mit muhbiri Pilot Necati ile arkadaşlığın dan ve MİT çalışanı Ali Yıldırım kızı Kesire Yıldım ile evlenmesinden sonra hızlanmıştır.Devlet Abdullah Öcalan’ı kullanmak istedi ancak asıl kullanılan Türkiye Cumhuriyeti mi yoksa Abdullah  Öcalan mı oldu belli değil boşboğaz her yerde konuşan Abdullah Öcalan’ın dünya gazetelerine ve kendisiyle Suriye de ki kampların da görüşen Doğu Perinçek ve Anıl Küçük’e verdiği  demeçler bunlar ”MİT bizi kullanmak istedi bizde onları” 27 Kasım 1978 yılında kurulan pkk 15 Ağustos 1984 yılına kadar parasızlıktan hiçbir  eylemde bulunmadı bu ilk eylem emrini de Sovyet KGB’ si verdi zaten o yılarda Türkiye de ki bütün sol örgütler Sovyetler tarafından desteklendi ve hepsi Leninist fikirler iddia ederek devrim adına terör eylemlerinde bulundu  pkk birçok ülke tarafından desteklendi en son olarak Markisizimden ve Leninist fikir çizgisini bırakıp ABD güdümlü  yapılanmaya gitti pkk tam bir veledi zina kimin çocuğu olduğu belli olmayan bir piçtir.Amaç şimdi daha netleşti Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini içine alacak şekilde  Suriye,İran,Irak  toprakları üzerinde  Marksist ve  Leninist ilkeler doğrultusunda Bağımsız Birleşik Demokratik  kürdistan devleti kurmak.15 yıl boyunca eylemlerde bulunan Abdullah Öcalan’ı bitiren Amerikan kontrolünden ve finansmanından çıkıp Almanya ve Fransa ile yakınlıklaşması oldu 15 şubat 1997 Kenya da paketlenip emaneten geri kullanılmak üzere teslim edildi.Asılması  gereken kimilerine göre kahraman  sayılan bu piç Avrupa Birliği’nin  istemediği için asılamamakta  İmralı da paşalar gibi beslenip avukatlarıyla gönderdiği yazıları kod adları kullanarak kendi yayın kuruluşlarında yayınlatıp eline sürekli kozlar verilmekte.Yılanın başını küçükken ezmek gerekir bunu yapmak isteyen kahramanlarda Eşref Bitlis,Hulusi Sayın’ın şehit edilesi terörist başını koruyan aramızdaki işbirlikçilerin kurbanıdır.Dünya da Türk lafı tamamen silinmiştir.Eskiden söylenen “Nerde Türkü Aradım Orda Kürdü Buldum Nerde Kürdü Aradım Orda Türkü Buldum “sözü yok artık Türkiye’de Irak ta her yerde Türklük silinmeye çalışıyor.

Kıbrıs ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan istedikleri 1856 Islahat Fermanından sonra Yunanistan azınlık ayrıcalıklarından dolayı Girit’in Yunanistan’a devredilmesini istedi zamanın süper gücü İngiltere bunu kabul etmedi.1878 Osmanlı-Rus savaşını bitiren Ayastefonas Anlaşmasından sonra Yunanistan yeniden Girit’i istedi.Şimdiki Annan senaryosunun tıpa tıp benzeri Girit’e özerklik veren bir anlaşma Osmanlı İmparatorluğuna İmzalatıldı.Anlaşmaya göre adada 80 kişilik ortak meclis kurulacak 49’u Hıristiyan 31’i Müslüman Yunanistan bunu beğenmeyerek kabul etti sonrasın da 1913’te Londra Barış Konferans’ın da Girit Yunanistan’a verildi.Annan planın da 200 bin nüfuslu KKTC’ye 100 bin den fazla Rum yerleşecek mülk edinecek sonrasında da bu araziler bizim tabular elimizde çıkın diyecekler.Satılmış medya aracılığı ile bu dönemde yapılan yayınların ne kadar gerçek dışı olduğu Avrupa Biriliği adına sürülen görüşlerin yanlış olduğuna tamamen böl yönet politikası adına yapılan bu siyaset satın alınan medya ve gazeteciler aracılıyla halka benimsetiliyor.Holding medyasının yaptıklarına örnek verirsek :Amerika yönetimi çok önemli bilgilere sahip Rus bilim adamını kaçırıyor.Amaç yeni buluş sahibi fizikçiyi konuşturup kritik bilgileri ele geçirmek.Rus bilim adamı ülkesine bağlılığından dolayı tüm tedbirlere rağmen konuşmaz bunun üzerine CIA tek kişi üzerine kurgulu bir yalan dünya kurar.Bilim adamının izlediği televizyon kanallarından sözde savaş görüntüleri yayınlanır.Kurguyu desteklemek üzerede sadece bilim adamın okuduğu bir gazete çıkarılır.Televizyondaki görüntüleri ve gazete yazılarını teyit eden önceden planlanmış,sürpriz olaylarla gizli telefonlarla Rusya’nın yerle bir olduğu ailesini kaybettiğine inandırılır her şeyini kaybetmiş Rus tüm bildiklerini CIA’ye aktarır.Saygın seçkin holding patronlarımızın papaz efendilerin ellerini yalaması dinler arası saygı olarak aktarılıyor.Holding medyasının yaptıkları ile CIA’nin kurduğu yalan dünya aynı beyin yıkmaya dayalı.

Sürekli konuşulan hiç bilinmeyen İsrail’in tarihine bakarsak  İngiliz yönetimi altında Filistin'den toprak satın alarak bu bölgeye gelenlerin, ayrı bir devlet kurma konusunda İngilizler ile kavgaya sürüklenince merkezlerini Londra'dan vazgeçerek New York'a taşındıkları ve dünyaya egemen olma çalışmalarını buradan devam ettiler.Arkasına Amerikan gücünü alan Siyonist lobinin, daha sonraları Avrupa'da Hitler olgusunu Sion planı doğrultusunda kullanılmayı başardığı görülmüş ve Hitler'den korkan dünya Yahudilerinin büyük kısmı İsrail'e göç etti. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ilk kez Filistin'de Yahudi nüfus Arap nüfusu geçince, Siyonistler Amerika baskıları ile İkinci Dünya savaşı sonrasında Ortadoğu'da bir Yahudi devleti olarak İsrail'in kurulmasını Birleşmiş Milletler kararı ile başardılar..Amerika desteği ve zengin Yahudi lobilerinin her türlü yardımlarından yararlanan İsrail, üç tarafı Arap ve Müslüman nüfus ile çevrilmiş bir bölgede güçlü bir ülke olarak ayakta kalabilmek için sürekli olarak genişlemenin yollarını aramış ve İsrail'in sınırlarını genişletmiştir,İsrail'in kurulmasından sonra Ortadoğu bir türlü barışa kavuşamamıştır.Siyonizm’in büyük planına göre, Yahudilerin Ortadoğu'da bulunabilmeleri için kesinlikle Büyük İsrail Devleti’nin kurulması gerekmektedir. Küçük İsrail ile Ortadoğu'ya egemen olmak mümkün olamayacağı için Büyük İsrail’i kurarak bütün Ortadoğu’yu Kudüs merkezli bir yönetimin egemenliği altına almak kurulduğundan bu yana yarım yüzyıldır, İsrail devletinin amacıdır. Orta Doğu'da İsrail Devletini iki bin yıl sonra yeniden kuruldu.Kudüs'ün yanı başındaki Sion tepesini dünyanın merkezi yapmayı ve burada bütün dünyayı yönetecek bir kale oluşturmayı kutsal bir amaç olarak kendilerine hedef seçenlerin, Tevrat'ta dile getirilen Fırat ve Nil arasında kalan vaat edilmiş toprakları yavaş yavaş işgal edecekler.İsrail devleti ve halkı homojen bir yapıya sahip değildir. Çoğunluğu teşkil eden Sefarad İspanyol, Akdeniz kökenli Yahudilere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmaktadır.Yüksek ve önemli makamları Eşkenaz Yahudiler tutmuştur. Bu iki zümre arasında da çekişme vardır. İsrail'de  radikal, fanatik Museviler vardır ki, vaat edilmiş beklenen Mesih zuhur etmeden kurulduğu için Yahudi devletinin meşruiyetini tanımamaktadırlar yıkılmasını bile istemektedirler.Din ve devlet özdeştir laikliğin "L" si bile yoktur. Yine  din ile millî kimlik aynı şeydir. Yahudilik babadan değil anneden geçer  annesi Yahudi, babası Goi  gayr-i Yahudi olan biri otomatik olarak Yahudi sayılır, İsrail vatandaşı olabilir. Babası Yahudi, annesi gayr-i Yahudi olan birisi ise Yahudi ve Musevî sayılmaz. Ortodoks Yahudilikte erkekler ile kadınlar arasında ayırım vardır. Sinagoglarda karışık olarak yer alamazlar.Sofu Yahudilerin yaşadığı mahallelere sefer yapan belediye otobüslerinde kadınların yerleri ayrıdır.Bütün İslâm dünyasında, samimî Müslümanlardan daha koyu Müslüman görünen bir sürü Yahudi ajanı, casusu vardır. Yahudiliğin ve İsrail'in en şiddetli ve koyu düşmanı gibi görünen nice kodaman zengin İslami şahsiyet vardır ki, gerçekte İsrail'in hizmetinde çalışmaktadır. .İsrail'de ve diyaspora Yahudileri içinde Türkiye'yi çok iyi bilen, Türk dili,tarihi,kültürü üzerinde ihtisas yapmış olan, Türkoloji konusunda dünya çapında otorite olan uzmanlar bulunmaktadır. Türkiye'de ise doğru dürüst İbrani’ce bilen, İsrail konusunda uzman olan hemen hemen hiç kimse yoktur. 19'uncu ve 20'nci yüzyılda Türk milliyetçiliğini çıkartan kişilerin bir kısmı Yahudi’dir. Bunların en meşhuru,  Tekin Alp takma adıyla kitaplar ve makaleler yazan Selanik Yahudilerinden Moiz Kohen'dir.İsrail Türkiye'deki Yahudileri Ortodoks Musevî olarak kabul etmemekle birlikte onlardan dolaylı şekilde faydalanmaktadır.Ortodoks Yahudileri İsrail halkının ancak yüzde 10'u veya 15'i kadardır. İsrail’e en muhalif devlet İran’dır.Siyonizm İran konusunda büyük endişelere sahip ve ezilmemsi gerekiyor.Bunu yapmak için İran ve Irak arasında sekiz sene süren, 2 milyon insanın ölümüne yol açan savaş da kışkırtma ile çıkmıştır.Ortadoğu her geçen gün biraz daha savaşa itilmektedir.İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulmü Yahudiler bile lanetliyor, Şapkalı sakallı dindar Yahudiler ellerinde Filistin bayrakları pankartlar açmışlar, "İsrail’in Filistin halkına yaptığı zulmü kınıyoruz" diyor.Bütün dünya İsrail’i kınıyor, nice vicdanlı Yahudi bile İsrail’i tenkit ve protesto ediyor.İktisadi ve malî durumumuz çok kötü de olsa karşılığında yüz milyarlarca dolar vaat edilse de maceralardan uzak durulmalıdır.İsrail, varlığını sürdürebilmek için bütün Ortadoğu’da bir "Yahudi Barışı" kurmak istemektedir. Mısır’ı pes ettirdi. Ürdün zaten çantada keklik Suriye ile gizli anlaşmaları var Irak’ı şu anda fiilen üçü bölüp parçalanmıştır.Türkiye'yle ittifak kurmuş ve onu kendi nüfuz bölgesi içine aldı. İran’daki rejimi yıkmak için çalışılıyor.

 

AKSA JAKOBENLER

 

Jakobenler Yahudi asıllı Franzsız zenginleri Fransa’nın 80 ilinin 60’ın da isyan çıkarıp halkı ayaklandırdılar.Devrim için yapılan isyandan sonra bütünlüğü bozulmuş olan ülkeye  Alman orduları doğudan ve kuzeyden İngilizler de batıdan ve güneyden  saldırdılar.Fransa bitmiş tükenmiş çaresiz haldedir.Jakobenler 1789 devriminden sonra 2 Haziran 1793 te Maximillian Robespirre başkanlığında yönetimi ele geçirdiler ve kısa zamanda işgal güçleri ülkeden def ettiler.Tüm dünyadaki gibi Fransa’nın da ekonomisi Yahudilerin elindeydi Jakobenler tahılda spekülasyon  yaratıp yapay bir buğday darlığı yarattılar buda çok geniş bir açlığa yol açtı halk kısa zamanda ayaklandı şimdiki anlamıyla Fransa da sosyal patlama yaratıldı.Bu Jakobenlerin torunları şimdi Amerika da Amerikan siyasetine yön veriyorlar her dönemde aynı saldırgan sapık  siyaset, sadece  isimleri renkleri değişiyor sayıları 20 aşmayan “ think-thank Yahudi sermayeli resmi olmayan kuruluşlar.Washington’un izlemesi gereken politikayı belirliyorlar gibi gözüküyorlar  ama bunlar Kuru Kafa ve Kemikler Tarikatı, İlluminati Tarikatı’nın senaryosunu yazıp uyguladığı Yeni Dünya Düzeni’nin  piyonları,Türkiye içinde son derece düzgün tıkır tıkır saat gibi işleyen sapık kıyamet senaryoları üretmekteler.Jakoben torunu Amerikan aydınları  pkk terörünü kürtlere kimlik kazandırma misyonu olarak görüyorlar.ABD ve İsrail’in himayesinde kurulan kukla kürdistan ile kürtler siyasileşecek,kendi güvenliği için Türkiye’nin kırmızı çizgilerini  Ortadoğu’da çiğneyerek  50 yıldır müttefik gördüğümüz ABD bizi saf dışı edip Kuzey Irak’ta ikinci bir İsrail kurup petrol gelirleri ile Kuzey Irak’ta ki Kürtleri refah içinde yaşatıp intihar saldırıları ve aşiret savaşları yüzünden devretmediği Irak yönetiminde kürtlere yer verecek.Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu da ki Türkleri de etkilemeye çalışacaklar.Türkiye’de yayılan Amerika karşıtlığı Genelkurmaydan gelen Amerika karşıtlığına “ gayet normal” açıklaması vb işlevler sonrası  think-thanklar Türkiye’ye savaş açtı.25 yıllık planın 5 yılı kaldı 1984 de başlayan pkk terörü ile şimdiki kurulan kukla kürdistan devletinin amacı aynı Türkiye de ki Türklerin yaşadığı GAP bölgesini kontrol altına almak Kuzey Irak ta ki kürtlerin petrol gelirleriyle artan refah düzeyine imrenen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Türklerimiz İsrail ve Amerika’nın himayesine girmeyi isteyecekler isyanlar başlayacak GAP bölgesine kürt bayrakları asılacak azınlık olduklarını kabul ettikleri anda tamamen iş bitmiş olacak.kürt sorunu 100 yıl önceki sömürgecilik düzeni,şimdi demokrasi insan hakları ile ülkeleri teslim alıp ulus devleti parçalayıp yerine kukla devletler yaratmadır. GAP bölgesinde Amerikalı ve İsraillilerin toprak aldıkları hamile Yahudi kadınların gelip Urfa Diyarbakır’da doğum yapmaları ve şimdiki İsrail Genel Kurmay Başkanı Diyarbakır doğumlu  Moşe Yaalon’un asker kaçağı olduğundan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldığı hiçbir yerde açıklanmıyor.Bölgede pkk ile ilişkisi olmamış saygın kişiler ve şirketler İsrail ve Amerika adına toprak alıyor.GAP bölgesi elimizden gidiyor Filistin gibi topraklarımız satılıyor.Zaten ellerindeki medya ile Amerikan karşıtlığı potasını eritip istediklerini yapacaklar think-thank lerin yazdıkları sapık senaryolar da saat gibi işlemeye devam edecek.Bu düşünce kuruluşları Amerikan yönetimi için Türkiye’ye karşı savaş başlattı Metal Fırtına kitabı da bir  psikolojik savaştır halkın beynini ele geçirmedir bunu yaptıkları anda  zaten ülkeyi de  ele geçirdiler demektir..Kitap İngiliz ve Amerikan kaynaklıdır kitabın en az bir bölümünün asıl metni İngilizce’dir kitapta Türk ordusunun silindir gibi ezileceği Amerikan ordusunun yenilmez süper güç olarak gösteriliyor T.S.K kuvvetlerinin dağlara fare gibi kaçtıkları gibi asılsız iğrenç iddialara yer vermişler Amerika ordusu serseri çapulcu sivil hayatında dikiş tutturamamış sırf macera için askerlik yapan paralı askerlerden oluşur.Yenilmezliği falan yoktur.Bu iki yazara da Türkçe ye çevrilmek üzere verilmiştir.Amerikan düşünce kuruluşları think-thankler halkın beynini ele geçirdikten sonra devreye George Soros giriyor aslında  George Saros değil tüm dünyada iktidar kuran bütün siyasilerin okumak için aldıkları Rhodes ve Rockefeller  burslarınındı arkasında olan Rothschild ve Rockefeller aileleri vardır bu ailelerden Rothschild ailesi 2000’li yıllara 3 Trilyon dolar Rockefeller ailesi de  2 Trilyon dolar  servetle girdiği biliniyor.Yahudiler için bir vatan gerekliydi vatanda Siyonizm’in birinci efsanesi Kudüs’te bir Yahudi devleti her şey hazırlandı ancak Yahudiler yaşamlarını işlerini bırakıp göçe zorlanmalıydı Hitler’in yükselişin de  dünya bakancılık ve enerji sektörünü tekelinde bulunduran iki ailenin olduğu ayrıca Amerikan Merkez Bankası olarak gördüğümüz Federal Rezerv Bank’ında sahipleri olduğu söyleniyor.Bu aileler tüm dünyadaki sivil toplum kuruluşlarını örgütlüyor.Türkiye de ki sivil toplum kuruluşlarınabir yılda 1 milyar dolar para aktardılar.Amerika da ki Yale,Oxford,Harvard Üniversitelerine de kaynak aktarmaktalar.Bu üç üniversiten mezun olanlar Amerikan yönetimine gelmekteler Yale’nin  2005 bütçesi 35 milyar dolar  Oxford’un 30 milyar dolar Harvard’ın ki 28 milyar dolardır Bu üç üniversitenin bütçesi Türkiye’nin dış borcuna yakın sayılır. Rothschild ve Rockefeller Amerika’yı iç borç verip vergi geri dönüşü ile sömürmekte .Bu iki ailelerin Türkiye de ki  ayağı TÜSİAD tır TÜSİAD da Rothschild ve Rockefeller’ların işlerini Türkiye de üslenmiş durumda TÜSİAD’ın Türkiye de ki misyonu borsa spekülasyonu yaratmak para ile oynamak değil ekonomi için de zaten borsa önemli değil TÜSİAD’ ın görevi döviz kurları ile oynamak. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nı markaja aldıktan sonra tamamen by-pass edip  kuru istediği gibi yükseltip sanayi-üretim ekonomisini vurmak kuru düşürüp bankacılık sektörünü çökertmek kurdaki ufak oynamalar ile bile ekonomi zorlanıyor şimdiki gidişata bakarsak petrol fiyatları çıktıkça Türkiye ödeyeceği fatura artacak kurlar yukarı fırlayınca kamu zamları gelecek  ülkedeki tüm sermaye hareketleri sıkışacak ve kilitlenecek sonuç gene aynı olacak Türk ekonomisi gene batacak.Kasım 2000,2001 Şubat krizleri Amerikalı spekülatörler ile yapıldığı gerçeğini kabul etmeyenlerimiz var.Bankaların içlerini boşaltanları ihaleye fesat karıştıranları Amerikalılar yaptı demiyorum ama hazinenin içi bir gecede 50 milyar dolar boşaltıldı ve piyasa da  10 milyar dolarlık döviz spekülasyonu yaratarak koca ülkeye yıktılar.Merkez Bankası Müdürü Gazi Erçel Bildenberg toplantılarında kendi yandaşlarına haberi uçurdu.Türkiye’yi ABD’nin kucağına oturtup bir günde % 50 fakirleşip 20 milyon insanı işsiz bırakan esnafı kan ağlatan sürecin sorumlusu Büyük Klüp,Rotary,Lions ,Bildenberg’in üyeleri olan holding patronlarıdır TV de çıkıp battık yandık diye timsah gözyaşları akıtarak milleti salak yerine koydular hepsi zaten bütün Türk Lirası mevduatlarını dövize çevirdi göstermelik olarak ta bunlara ve ahbaplarına haber uçurdu diye Merkez Bankası Müdürü yargılandı.Kurtarıcı  olarak da Kemal Derviş  gönderdiler.Türkiye’yi güçsüz düşürüp IMF olan  1.5 milyar dolarlık borcu ötelemeyip dilenci durumuna düşürüldük.Şimdi Türkiye Amerika ilişkisine bakarsak Amerika bir fil Türkiye koyun durumun da ,Amerikan yönetimi “Ben dev bir fil sen ise mecburen koyunsun gel yatağa girelim muhabbet edelim ”diyor.Amerikalılar ne yapacakları işine önce film çekip,kitap yazıp harekatın denemesini yapıyorlar bunu yapmaları da ki amaç işgal edilecek ülkenin nabzını ölçmek gelecek tepkiler ile planlarını yeniden oluşturmak , yeni  çektikleri sinema filmlerinden birinde Türkiye’nin Polonya Büyükelçiliği beyaz kadın ve uyuşturucu ticareti merkezi gösteriliyor Batı Yakası yapımda Türk ailesi aşağılanıyor vb yapımlar olacak.Amerika artık kendi toprakları için oluşturduğu halkına tattırdığı refahı korumak için  savaşmak zorunda 200 yıllık bir ülke Türkiye,İran,Rusya gibi 1000 yıllık ulus devlet anlayışı yok halk ancak para ile bütünleşiyor.Bitmek bilmeyen stratejik araştırmalar analizler yapmak zorunda,yaptığı sinema filmleri çıkardığı kitaplar ile hedefleri önceden belirleyip belli bir süre göz hapsi sonrasında  tehdit süreci bahane araçları olan nükleer,kimyasal silah varlığı İran yılardır kaynayan ülke Muhammed Hatemi tarafından  biraz rahatlatıldı İran derin devletini başı olan Muhammed Rafsancani 1999 ve 2000 de ki öğrenci olayların da İran istihbaratı SAVAMA ile suçsuz o kadar insanı fişledi ki ülkede temiz insan kalmadı sürekli kaybeden bir toplum oluştu her an İsmail Cem’in hiç ağzından düşürmedi sosyal patlama oluşabilir.Amerikan yönetimine göre İran’ı karıştırmak kolay 20 milyon Azeri 5 milyon kürt yaşıyor.İran Irak ve Afganistan gibi dışarıdan yönlendirmeyle yıpratılıp parçalanacak bir ülke değil. 2 kere İngilizler desteği ve bir kerede Sovyet desteği ile Azeriler ayaklanıp devlet kurmaya çalıştı hepsi kanlı bir şekilde bastırıldı.11 Eylül den sonra İran yeteri kadar zayıf görünseydi atılan iftiraların daha ileri boyutlarındaki iddiaların hedefi olarak işgal edilecekti.Suriye ve İran birine yapılan bir ABD saldırısında diğeri otomatikman savaşa gireceği bir anlaşma yaptılar.ABD kürtler ve Azerileri kullanarak İran’ zayıflatıp işgal edebilir bunun içinde Türkiye’ye ihtiyacı var Kuzey Irak’ta ki kürt devleti ve çuval geçirme olayından sonra Türkiye’den destek bulamaz, yapılacak CİA kurduğu üretilen kimyasal silahların direkt olarak İsrail’e satan Yalova da ki AKSA AKRİLİK A.Ş adı altında çalışan kimyasal silah üreten bu tesisi İran’dan atılan bir Amerikan füzesi ile tesisi vurup İran’dan Türkiye’ye kimyasal bomba atıldı denilip İran-Türkiye savaşı çıkarıp bir taşla iki kuş vurmak.Türk halkının % 82 si Amerika’yı açık tehdit olarak görüyor şimdi ki durumda ve gidişatta ne AKP ’nin ne de şimdiye kadar gelmiş yönetimlerin suçu var 

3/20/2005

ERGENEKON

Ülkemizde yaşayan hain dönek çift dinli sebataycıların demeçleri; “20. yüzyılda yahudiler iki devlet kurmuştur. Türkiye ve İsrail’dir”. Amerika başkanı, Amerika’da eğitim gördüğü sırada 33. derece mason olan Süleyman Demirel’i  ziyaret ederek, kuracakları yeni dünya düzeni hakkında bilgi vererek Demirel’in yerini belirlemiştir. Ülkemizdeki satılmış yazarlar ulusal kurtuluşumuzu sağlamış olan Mustafa Kemal Atatürk’e küfür eden asılsız iğrenç iftiralar atan rıza nuri gibi yazarlar, Atatürk’ü kendileri gibi sebataycı  ve mason ilan ediyorlar ancak gösterdikleri kaynaklar ise hep İngiliz ve Fransız kaynaklarıdır. bu İslamcı gibi davranan satılmışlara örnektir. Bir de entelektüel satılmışlarımız var Orhan Pamuk,  Moon tarikatı üyesi ve sebatataycıdır “30 bin kürt ve 1 milyon ermeni öldürdük”, fanatik ermeni ve pkk lıların dışında kimse böyle bir açıklama yapmazken, Orhan Pamuk’ta “ben biliyorum bu iş böyle oldu” deme edası nerden geliyor. Amerikan basınına verdiği demeçler “korkudan Türkiye’ye gidemiyorum” vb saçma sapan açıklamalar, bence bu adama bir an önce Nobel ödülü verilince  o zaman bizde Orhan Pamuk’ta rahatlar. Mason ve sebatist yapılanmanın Atatürk’ü silme çalışmaları, İsmet İnönü’nün Türk liralarındaki Atatürk resmini silip yerine kendi resmini basması ile başladı. Zaten İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe hanım Bülent Ecevit’in eşi Rahşan hanımda sebataycıdır, belirli dönemlerdeki sebataycı yazarlar, Halide Edip Adıvar, Emin Yalman, Abdi İpekçi, şimdiki en büyük kalemleri Orhan Pamuk ile Türk halkını yozlaştırma çalışmalarında bulundular.Ekonomik güçleri ile ülkeyi sömürdüler siyaseti onlar belirledi ve askeri darbeleri organize edip tetiklediler, bu çarka çomak sokanlar veya kendi istekleri dışında yazan kalemlerin kalemlerini teker teker kırdılar. İş adamı, gazeteci, akademisyen, vb.. hepsi saygın aydın Kemalist ve laik önderler gibi görünerek bu örgütler için çalıştılar.

Bu örgütlerin yönetimine gelirsek; örgütlerde hiçbir zaman bir asker başkan olamaz, sadece üye olarak bulunur, emekli olan bütün üst düzey askerler hemen bir holdinge danışman veya strateji uzmanı olarak işe başlar (Korkmaz Yiğit’in danışmanı Güven Erkaya ,Cavit Çağlar ve Hayyam Garipoğlu nun  danışmanı Teoman Koman liste uzayıp gidiyor..). Türkiye’nin başına gelmiş en büyük rezillikleri yapan Çevik Bir bu hiyerarşiyi bozarak başkanlığa aday oldu, 28 şubat için üstün performans ile çalıştı, Ankara Sincan da tankları yürüttü,  bu ortamın oluşması için radikal dinci gruplar maddi olarak desteklenmeliydi, gerekli finansman kaynaklarını saygın holding patronlarımız Koç,Sabancı,Doğuş,Şahenk,Karamehmet’ler tarafından karşılandı.28 şubat’ın laik devletteki din olgusunu temizlemekle hiçbir ilgisi yoktur. 28 şubat kararları, medyanın yanlış yönlendirmesi ile halka yeşil İslamcı sermaye olarak tanıtılan Anadolu sermayesini bitirip yerine sebataycı ve mason sermayesini yerleştirme operasyonudur. Ülkemizde kendileri için gerektiğinde tetikçilik yapan ancak daha sonra bu örgütlere ters düşen, Uğur Mumcu,Ahmet Taner Kışlalı,Hablemitoğlu  gibi birçok kalemin, kalemini kırmışlardır. Bütün saygın holding patronları; kendi adamları olan Güneri Civaoğlu,Emin Çölaşan,Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı’dan başkasına demeç vermez. akit ve  vakit vb .. gazetelerde diğer beyin yıkama kimliksizleştirme araçlarıdır.1980 sonrasında ülkücüleri, Mit mafya olarak kullanmaya başladı. Bu Mit için doğru bir oluşumdu, hiçbir fikri ayrılığı oluşmayacak grupla çalışmak Mit’i memnun etmekte idi. Örgüt için tehlike oluşturan Hiram Abbas, Cem Ersever, Mehmet Eymür ortadan kaldırılacak ve yerlerine Mehmet Ağar ve Şenkal Atasagun getirilecek. Şenkal Atasagun göreve gelmesiyle ilk işi Çeçen Lider Dudayev’i ortadan kaldırmak oldu, bunu da dönemin başbakanı Erbakan sayesinde başardı. Erbakan tarafından Dudayev’e bir uydu telefonu hediye edildi (telefon Amerikan Nec marka). Bununla Amerikalılar tarafından yeri belirlenen Çeçen Komutan Dudayev Ruslara satıldı.

28 şubat sonrası devlet yeniden yapılanmaya giderek Mehmet Özbay kod adılı Abdullah Çatlı’yı ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ı tasfiye eder.Abdullah Argun, Haluk Kırcı, Oral Çelik yetim bırakılıp bitmek bilmeyen bir yargılama sürecine sokulurlar, zamanında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını da günah keçisi ilan edilip idam edildi, şimdi de Korkut Eken ve Sedat Emin Bucak vatan haini ilan edildi. leyla zana’nın, apo’nun avukatlığını yaptığını ve apo için sayın başkanım demesini kanıtlayan, ayrıca aşiretinden olan yüzlerce akrabası pkk ile girdikleri mücadelede sırasında öldürülen, Sedat Emin Bucak, leyla zana dan daha adi bir vatan hani ilan edildi.

Bu konsey bir operasyon gerçekleştirecekse hemen bir suni gündem yaratılıp yapılacak işlerin üstü kapatılır, bankalar hortumlanırken yaratılan, YÖK, başörtüsü, şal gündemi ve Üzeyir Garih öldürüldüğünde yaratılan Pınar Konuşkan gündemleri gibi. Süleyman Demirel’in yiyeni Yahya Murat Demirel in bir türlü yurt dışına kaçamamasının sebebi bu banka hortumlama olaylarının bir kişiye ihale edilip sürekli medya tarafından şamar oğlanı olarak kullanılması gerekli idi, buda Murat Demirel oldu.Bu banka hortumlama olaylar gündeme gelme imkanı yoktu ancak Mossad’ın Türkiye'deki kasası olan Nesim Malki’nin öldürülmesinden sonra Mossad kaybolan 8 milyar dolarının peşine düşüp seri suikastlar işleyince kendi kendini vurdu  Alaaddin Çakıçı-Mesut Yılmaz-Güneş Taner-KorkmazYiğit bağlantıları ortaya çıktı.

Türkiye de ki kasaları olan Nesim Malki’nin ölmesinden sonra Mossad kaybolan parasını ülkemizde iş yapan  Yahudi Üzeyir Garih, İshak Alaton, Asil Nadir gibi birçok işadamından bunu tahsil etmeye karar verdi Üzeyir Garih maşayı tersten tutup Türk yetililerle konuşsrak kendi idam fermanını imzaladı .Üzeyir Garih zırhlı araçlar ile korumasız dolaşmayan sürekli tedbirli önemli bir işadamı ,o gün görüşmeye  giderken yanına korumasını almaması çok güvendiği biriyle gizli bir şey görüşeceğini akla getiriyor.Mezarlık ta ibda-c sempatizanı Yener Yermez tarafından direkt karaciğerin den ustaca bıçaklanarak öldürülmesi Kayseri otogarında Yener Yermez paket edilip polislere teslim edilmesi görgü tanıklığı yaparak”2 kişiydiler birisi ellerini tuttu diğeri bıçakladı ”açıklaması ile ortalığı bulandıran otoparkçı Ayhan Yılmaz’ arabasında vurularak öldürülmesi bunların arka plana alınıp Pınar Konuşkan ve arkadaşının açılarla dolu hayatının çuk diye gündeme yerleştirilmesiyle Mossad ve örgüt tam gövde gösterisinde bulundu

 

Büyük kulüp; Bütün bu işleri yapan, Nato üyesi ülkelerde Cia tarafından kurulmuş, Mossad’ın organize ettiği ERGENEKON isimli örgüttür. Topluluk çıkarları için sağ sol hiç fark etmez, “Tam Bağımsız” ve “Türkiye Türklerindir” puntalı gazeteleri ile Kemalizm ve laiklik ile oynayarak, Koç ve Sabancı gibi büyük holdinglerin çıkarlarını, Türkiye'nin çıkarlarından daha çok gözeten bir topluluktur. Bu örgütün ülkemizde ki kolu Büyük Kulüp tür. Aynı zamanda Hz. İsa’nın kan tasını koruyan sapık topluluk Tapınak Şövalyelerinin de yurt dışındaki yayın organı ile aynı ismi kullanıyorlar. Büyük Kulüp, Masonlar, Sebataycılar, Siyonistler, Evangelistler, Kuru Kafa ve Kemikler Tarikatı hepsi  Siyonizm Tapınağı Tarikatı altında toplanıyorlar. Bir zamanlar Deniz Kuvvetleri komutanlığını yürüten Güven Erkaya, 12 Eylül sonrası Başbakanlık yapmış olan Bülent Ulusu Büyük Kulüp başkanlığı yapmışlardır. Süleyman Seba Mit’ten emekli olmadan önce Mit İstanbul Bölge Müdürü idi, Alaaddin Çakıcı’nın kulübe kabulünü Süleyman Seba sağlamıştır. Alaaddin Çakıcı’nın biran önce yurt dışına kaçması gerekiyordu, çok şey biliyordu ve konuşursa Türkiye'de yer yerinden oynardı. Alaaddin Çakıçı devlet kontrolünde kaçırıldı ve Sinan Engin kendisine verilen talimatı uyguladı.

Manevi Cihazlama Teşkilatı; Protestan Tapınak Şövalyelerinden olan Amerikalı Frank Buchman tarafından 1929 da kuruldu. baba Bush ve oğul Bush un üyesi oldukları Evangelistler bu tarikatın alt kurumudur, bu tarikat Türkiye'de Fakirleri Koruma Derneği adı altında Beyoğlu’nda Asmalı Mescidi ile aynı sokakta faaliyet göstermektedir. Derneğin kurucusu 33. derecede mason olan Prof.Fahrettin Kerim Gökay’dır, her yerinde masonluk işareti olan heykellerle dolu olan Göztepe’deki köşkü bu örgütün toplantı merkezidir, diğer toplantı yerleri ise İsmail  Ağar’ın Kadıköy’deki köşküdür, Mehmet Ağar’la bir akrabalık bağı yoktur, ancak Rıfat Zorlu’nun akrabasıdır, Ayasofyanın Ortodoks ibadetine açılmasını ve ruhban okulunun yeniden açılması hakkında görüş bildiren ilk kişidir. Hazım Atıf Kuyucak ise Türk masonlarını moon tarikatında temsil eder. Bu kulübün susurluk sırasında adı geçmişti ve başkanı gizlice gidip Türkiye’deki İtalyanların temiz eller operasyonunu yapan savcılar gibi temiz elleri başlatan Cengiz Engin ve Engin Baltacı’ya ifade vermişti.

Bu tarikat tamamen birbirine bağlı sayılmaz yani kendi aralarında da görüş ayrılıkları olabilir, tıpkı Cem Uzan da olduğu gibi, Özal, Koç, Sabancı, Karamehmet her birsi tek başlarına Uzanlar’a karşı başarılı olamadılar. Uzanlar’ın Nokia’ya yaptıkları falan pek önemli değildi, ama uluslararası bu örgüt, Amerikan Motorolaya atılan 3 milyar dolarlık kazığı affetmedi ve Koç-Sabancı ittifakını kurup Uzan ları bitirdiler.

3 kasım 1996 gecesi şarjor sesleri,makineli tabancalar,tevkif müzakereleri,susturucular,operasyonlar,sigaradan duman altı olmuş izbe odalar,yeşil pasaportlar,sahte kimlikler,sahte silah ruhsatları bir ülkeye adanan sevda şiirleri ile gecen bir ömür ansızın çıkagelen bir kamyon Efsane Ülkücü Abdullah Çatlı, Kocadağ ve Gonca Uz’a mezar olan Mercedes kazadan daha yarım saat bile geçmeden bütün haber bültenlerinde aracın markası modeli plakasına kadar Abdullah Çatlı’nın  kullandığı Mehmet Özbay adlı sahte kimlik nasıl öğrenildi.Anavatan Partisi Başkanı Mesut Yılmaz çoğunlu ülkücülerden oluşan kurmayları ile bu olayın üzerine nasıl gitti.MİT Kontr-Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür Abdullah Çatlı’nın asalaya karşı eylemlerde  kullanıldığını ancak Abdullah Çatlının daha sonra Emniyet ile çalıştığını  açıkladı.Mehmet Eymür MİT görevlisi Tarık Ümit’in Abdullah Çatlı tarafından sorgusunun sona ermesi için Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin ile görüşmesi devlet içerisinde ki kliklerin çatışmasıdır.Üç kafadar Dursun Karataş, Bülent Uluer, Paşa Güven dev-yol un İstanbul’da örgütlenmesi için çalıştılar ancak yapılan yanlış ASKİ bildirgesi ile örgütle olan ilişkilerini askıya aldılar.12 Eylül sonrası birçok örgüt yöneticileri yurt dışına kaçtı ancak 29 polisin elinden kaçan  ve Nihat Erim, Gün Sazak, Hiram Abbas, Hulusi Sayın, Kemal Kaycan, Özdemir Sabancı suikastlarını gerçekleştiren Dursun Karataş bu eylemleri savunduğu devrim adına mı yoksa ERGENEKON adına mı yaptı.Bu Dursun Karataş’ın yakalanması için polislerin harekete geçirilmesi ve polislerin elinden kaçması devlet içersindeki feodal güçlerin çatışmasındandır.Özdemir Sabancı suikastı da devlet içerisindeki tam olarak kontrol edilemeyen çekirdek kadro tarafından dhkp-c havale edilmiş halidir Sabancının kürt sorunu hakkında barış düşündüğünü açıklaması devlet tarafından sert bir şekilde uyarılmalarıyla sonuçlandı.Dursun Karataş İnterpol tarafından 174 ülkede 50 ayrı suçtan aranmasına rağmen bir türlü yakalanmaması 29 polisin baskınından kurtulması belli güçlerin göz yumması ve yönlendirmesiyle olur.Bu çekirdek kadronun her kesim içerisinden ideolojik fark gözetmeksizin kullandığı insanlar var kimi zaman devrim için yanıt tutuşan Dursun Karataş, Paşa Güven kimi zaman da kalbi vatan sevgisiyle dolu Abdullah Çatlı kullanabilen içerisinde asker emniyetçi profesör bulunan  tam bağımsızbulunduğu ülkede kontrol edilemeyen ancak  belli güçlerin kontrol edebildiği bir güçtür  rivayetlere göre Gladio Konsey Ergenekon ........

Büyük kulübe kimler üye... gündüz kılıç, bülent ulusu, cevher özden (banker kastelli) ali rıza çarmıklı, a. emin yalman, (tek dünya fikrini yayma cemiyeti"ni dahi kurmuştur.), ömer çavuşoğlu, -kardeşi- nazlı ılıcak ve kocası kemal ılıcak, nejat eczacıbaşı, sabri ruso, duran kalkan, (99’a kadar 13 sene başkanlığını yapmış), çetin emeç, ahmet fevzi ellialtıoğlu (devşirme, babalarından biri yeniçeri ocağının "56. ortası"na mensup), sadettin bilgiç, gazanfer ilge, atalay coşkunoğlu, yuda leon cukran, mehmet emin karamehmetler, ümit aslan utku, nejat tümer (emekli oramiral), enver necdet egeran (muhteşem salamon’a "mason değildir" belgesi veren tpao’nun yıllarca başında oturmuş adam) başaran ulusoy, selçuk maruflu, (anap’lı, "arı grubu", "finans klüp" ve "mülkiyeliler birliği" üyesi, dpt ve eximbank’ta uzun süre çalıştı.) raif dinçkök, adem ceylan (meşhur ceylan holdingin "para işlerine" bakan üyesi, bu aile eski İstanbul emniyet mdr. hasan özdemir ile eski mly. bkn. masum türker’i parmaklarında oynatırlar ve "iş" takibi yaptırırlardı) vehbi koç, sakıp sabancı, şerif egeli vesaire...

büyük klüp" idari heyeti yönetim kurulu: başkan: duran akbulut sanayici, gündüz kaptanoğlu armatör, Türk armatörler birliği koop. bşk. ercan targay bankacı tevfik altınok hazine ve dış ticaret eski müsteşarı m. okan oguz sanayici, ihracatçı (tim eski başkanı) rıdvan kartal avukat, ekonomist, armatör yağız dağlı hukukçu, uluslararası av. birliği yön. kur. üy. ergun erez inş. müteahhidi ferudun pehlivan 19. ve 20. dönem bursa milletvekili mehmet özcan sanayici nuri baylar işadamı

yedek üyeler: perviz zekioğlu sanayici o. taylan kendirli ekonomist çetin yentur bankacı inan şefkatlioğlu sigortacı hande yılmaz ihracatçı Murat Numan Erdem ekonomist Nevhan Gündüz işletmeci

balotaj kurulu: ali rıza özkan sanayici metin selçuk bankacı, halkbank eski gn. md. yard. ahmet malaz sanayici mehmet seren dinçler avukat ahmet bedri ince armatör koptagel ilgün prof. dr. eski başhekim selcuk gökçe ihracatcı hasmet olgaç kimya mühendisi melih tavukcuoğlu müteahhit rıza dedehayır işadamı ahmet özbilge yönetici adem ceylan sanayici misel gülçicek sanayici burhan sargın işadamı ugurman yelkencioğlu yönetici, tofaş eski gen. md.

yedek üyeler: serpil bağrıaçık ekonomist coşkun bekar gümrük müşaviri emir berduk marsan yönetici mehmet g. güven endüstri ve kimya mühendisi atilla tacir ekonomist disiplin kurulu yekta güngör özden anayasa mahkemesi eski başkanı necıp kocayusufpaşaoğlu prof. dr. (hukuk) nezih ıserı emekli amiral, yuksek muhendis nazmı akıman emekli buyukelci ahmet serpıl prof. dr. yeditepe üniversitesi rektörü erol cihan prof. dr. av. sabi ruso avukat sevgi gümüştekin avukat thy genel müdür eski muavini turgut içten yeminli mali müşavir ersin eti dr. yüksek mühendis ertuna yaşar avukat

yedek uyeler: besalet barım işadamı oktay özcan ithalat-ihracat ismail yıldız işadamı zeki tanyeri sanayici tekin akmansoy sanatcı

denetleme kurulu: halil gümüş yeminli mali müşavir alper kuş ist. eski defterdarı engin berker yeminli mali müşavir yedek uyeler sinan kılıç doktor yiğit tavukcuoğlu ekonomist orhan tuncer işadamı.

 

3/15/2005

MASONLUK

BÜYÜK İSRAİL DEVLETİ

Masonların kökleri Tapınak Şövalyelerine dayanır Tapınak Şövalyeleri Hıristiyan haçı adaylarını haçlı seferlerinden dolayı Hıristiyanlarla arası bozulan Müslümanlar ve Anadolu’daki biz Türklerden korumak için birkaç Fransız asilzadesi ve onların arkadaşları olan toplam 8 kişilik bir birlikti.Fransa Kralı Tapınakçılara Hz. Süleyman'ın efsanevi tapınağını inşa ettiği, bugün El Aksa Camii'nin yanındaki Kraliyet Sarayı'na yerleştirir. Böylece, kuruluş adı Sülemyan Mabedi'nin Fakir Askerleri olan asker-papazlardan oluşan tarihe Tampliye  yani Mabet  Şövalyeleri olarak geçer. Papa 3. Innocentius, Tarikat'a, vergi muafiyeti, yargı dokunulmazlığı ve imtiyazlar veren bir emir yayınlar. Tampliye Şövalyeleri bütün krallardan ve Kilise hiyerarşisinden bağımsız, sadece Papa'ya bağlı bir tarikat haline gelir. Hatta zamanla tarikatın Büyük Üstadı, Papa'yı bile ciddiye almayan devletler ve dinler üstü bir güç haline gelir. Dinsizlerle,Müslümanlara, Kral’a ve Papa'ya danışmak bile ihtiyacı duymadan diplomatik ve ticari ilişkiler kurar. Çelik örgülü zırhlarının üzerine, göğsünde kırmızı bir haç bulunan beyaz elbiseler giyen 15 bin asker-papaz ağır ağır bütün Avrupa ve Ortadoğu'ya yayılır. Avrupa'da 9 bin Tampliye Şatosu inşa edilir.Hacıları koruyan, onlara bankacılık hizmeti veren, paralarını transfer eden, kredi açan, faiz alan şövalyeler dönemlerinde kralları hatta Vatikan'ı bile kıskandıracak bir ekonomik güce ulaşırlar.Para gücü + silah gücü + iman gücü karşısında iki düşman, Fransa Kralı ile Papa işbirliğine gider. Papa son Büyük Üstadın ruhani gücünün gölgelediğinden şikayetçidir. Fransa Kralı ise Tarikat'a o kadar çok borçlanmıştır ki, alacaklısını ortadan kaldırıp, mal varlığına el koymaya karar vermiştir. 13 Ocak 1307 sabahı Kral'ın askerleri aynı anda, Fransa'daki her şatoyu basar, binlerce şövalye tutuklanır. Papa da bir fetva ile bu operasyonu kutsar. Şövalyeler, Engizisyon mahkemelerinde, çarmıha tükürmekten,sübyancılığa,eşcinselliğe kadar bir sürü inanılmaz suçtan yargılanır.3 yıl hücrede yatıp işkence gören Büyük Üstat ve yardımcıları halkın önünde aman dilemek için Paris'in Notre-Dame Katedrali'nin önünde zincirlere vurulur, ama son anda cayarlar. Asıl suçlu Kral ve Papa derler.Böyle olunca, Kral ve Papa, 54 Tapınak Şövalyesi büyüğünü,daha önce Yahudilerin katledildiği,Yahudi Adası denilen yerde ateşe atarak yakarlar. Son Büyük Üstadın, ihtiyar bedenini alevler sararken,Papa Clemens,Şövalye Guillaume,Kral Philip’pe, en geç bir yıl içinde üçünüzü de Tanrı'nın mahkemesinde yargılanmak üzere bekliyorum. Lanet! Lanet! Lanet! Soyunuzun 13. kuşağına kadar sizi lanetliyorum' diye bağırır. Gerçekten de bir ay sonra Papa, yedi ay sonra Fransa Kralı ölür. Baş Engizitör sokakta öldürülür. Engizisyon mahkemesinde de Tapınakçı üstadı aleyhine şahitlik eden iki kişi de asılır. Korku, kralın hayatını ölene kadar zehir eder, ve Tampliye Tarikatı tarihten silindi zannedilirken, günümüze kadar süren bir efsaneye dönüşür.

 

Tapınak Şövalyeleri Papa dan bile daha saygın sözü geçen bir alt kültür haline geldikten sonra kaleler ve katedraller inşaat etmeye başlamış ve bu inşaat işlerin de çalışan Yahudi duvarcı ustalarının  başlattığı örgütlenme çalışmaları Masonluktur.Mason Ortaçağ da duvarcı ustalarına verilen addır. Yahudiler Tapınak Şövalyelerinin içlerine sızıp kutsal kitapları İncil’den ve Hıristiyanlık kurallarından uzaklaştırıp Talmut etrafında Yahudi kuralarına göre teşkilatlandırır.Tapınak şövalyeleri Engizisyondan sonra  isimlerini Gül Haç örgütü olarak değiştirip yer altına çekildikten sonra daha ölümcül ve gizli kollara ayrılıp İlluminati,Kuru Kafa ve Kemikler,Moon Tarikatları,Bildergerg,CFR,…. Gibi örgütler kurdular.Masonların kuracakları yeni dünya düzeninde Amerika sadece bir araçtır.Masonlar 1. ve 2. dünya savaşlarından sonra güç kaybeden İngiltere’den merkezlerini Amerika’ya taşımışlardır.Zaten Amerika’nın kurulması için Masonlar inanılmaz bir gayret ile çalıştılar.George Washington,Benjamin Franklin,Thomas Jefferson bunların hepsi yüksek dereceli Masonlardır.Masonluk Amerikan toplumu için bir olgu değil toplumun dokusudur.

Bush'un iktidara geldiği 8 Kasım 2000 seçimleri ile başlayan 11 Eylül faciası ile ivme kazanan, Irak ve Afganistan savaşları ile kanlanan yeni süreçte Neo-con zırhına bürünmüş Yahudi-Evangelist aslen Tapınak Şövalyesi ruhunun asıl hedefinin İsrail merkezli 13. yüzyıldaki Kudüs Krallığı olduğu anlaşılıyor.Haçlı seferleri içerisinde tek başarılı olan seferi onlar yapmıştı.Ağzı sürçen Bush, Haçlı Seferi başlattıklarını ifade ederken günümüz Tapınak Şövalyelerine güvendiğine açık ve net bir örnektir.

Tapınak  Şövalyelerinin devamı olan Gül haç Örgütü Avrupa Birliği ülkelerde özellikle Fransa da etkilidir.Avrupa Birliği Gnostik-Masonik Hıristiyan bitliğidir.Şimdi Avrupa Birliğinin mimarı olan Robert Schuman’dan başlayarak  Fransa’nın unutulmaz başkanı Mitterand  Sosyalist Parti’nin sembolünü bile gül olarak değiştirmiştir.Tapınak Şövalyelerinin iki merkezinden biri olan Jarnac’ta doğmuştur  gizli öğreticiler tarafından eğitilip politikaya da Mason üstat  Alain Ponler tarafından dahil edildi. Bu örgüt tam bir Gnostik, Masonik kuruluştur. Bunlar İsa’nın Tanrı’nın oğlu  olduğuna inanmazlar. İsa’nın eski fahişe Mecdelli Meryem ile evlendiğini ve Sarah adli bir kızı olduğunu ve bu kızın Fransa'da Aytun diye bilinen bölgede büyütüldüğünü öne sürerler. Ayrıca Avrupa Birliği’nin sembolik bir kralı olması gerektiğini, bu krallığın da kendi hakları olduğunu vaaz ederler. Halen Avrupa siyasetindeki en güçlü uç gizli örgütten biri budur. Benzer şekilde günümüzde Avrupa Birliği Anayasası’nı hazırlayan konvansiyonun başı olan Giscard  Estaing de Gül ve Hac Şövalyesi ve Üstat Mason'dur. Bugünkü Devlet Başkanı Jacques Chirac da masondur ve Fransa Büyük Doğu Mason Locası’nın 275. kuruluş yıldönümünde bu locanın üyelerine AB'n in gizli hedefleriyle ilgili çok önemli bir konuşma yapmıştır. Günümüzde Fransa'da basın ve yayın alanında en etkili olanlar masonlardır. Le Monde, Figaro, TV5 ve diğer yayın  kuruluşları masonların denetimindedir.

Masonlar ülkemizde yaşayan Sabataycılar,İlluminati,Evangelist bunların  hepsi Merkezi Kudüs’te bulunan ve başından 70 hahamın bulunduğu Siyonizm Tapınağı Tarikatı için çalışmaktadır.Bu Siyonizm düşüncesinin temeli,sınırları Şuveyş  kanalından Basra’ya oradan Anadolu toprakları Kapadokya’ya kadar olan bölgede merkezi Kudüs’te bulunan Siyon Tepeleri üzerine kurulmuş bir kaleden dünyayı yönetmektir.Siyonizm’im fikir babası olan Theoder Herzl kuracakları İsrail devleti için Osmanlı İmparatoru Sultan 2. Abdülhamit’ten Osmanlı’nın bütün borçları silinmesi karşılığın da Kudüs’ü istemiş ret cevabını alınca İngiliz kışkırtmaları ile zaten kan kaybetmiş olan Osmanlıda başta Araplar olmak üzere azınlık isyanları çıkarıp 600 yıllık dev imparatorlukta çöküşü tetiklediler.Osmanlı topraklarında ki ilk Mason Locaları 1738 yılında İstanbul,İzmir,Halep açılmıştı ama meşrutiyetin ilanından sonra ilk resmi Mason locası 1909 yılında resmen İstanbul’da açıldı.Masonlar Osmanlı’ya sızmaya başlamış ve kilit noktalarda ki yönetim kadrolarında yerlerini almıştılar.Cumhuriyetin ilanından sonra ileriye gören Mustafa Kemal Atatürk Mason Localarını 10 Ağustos 1935 de kapatmıştır.Mustafa Kemal Atatürk Mahmut Esad Bozkurt’a Mason Localarının kapatılmasıyla ilgili bir taslak hazırlamasını ve meclise getirmesini ister ve bunu haber alan Masonlar Meclise gelerek topluca Mustafa Kemal Atatürk’ün yanına giderler.Der ki Mason üstadı “ Efendimiz biz zaten devletin içindeyiz ve devletle birlikteyiz siz ki bizim en büyük üstadımız olursanız sizin etrafınızda pervane oluruz.” Atatürk’ten de “ Siz Avrupa da hangi Locaya bağlısınız tabi olduğunuz isim nedir” der ve Mason sözcüsü “Biz Cenova’ya tabiiyiz ve reisimizde Barco Mison cenabıdır” der Bundan sonra Mustafa Kemal Atatürk “ Defolun gidin cehennem olun Yahu